(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada D. Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.12.2003 tarih ve 2001/561 - 2003/589 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında hasarlanmasına rağmen tazminatın ödenmediğini ileri sürerek, 11.950.000.000 TL nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın ihbarın aksine yanma sonucu değil çarpma sonucu meydana geldiğini, ortaya çıkış şeklinin bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hasarın LPG tüpü patlaması sonucu meydana geldiği yönde şüpheler mevcutsa da davalının rizikonun nasıl meydana geldiğini, bu gerçekleşmeye bağlı olarak teminat dışı kalma hallerinden birinin varlığını veya zarar sorumlularına karşı rücu hakkını önlemeye yönelik olup olmadığını savunup ispat edemediği, hasarın teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.000.000.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi uyarınca davacıya ait aracın, 7.500.000.000 TL değer üzerinden 27.10.2000-27.10.2001 tarihleri arası için kasko sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sigortalı araç 03.06.2001 tarihinde tamamen yanarak hasar görmüştür. Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı zararının 10.000.000.000 TL olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporu zararın tespiti bakımından yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi denetime de elverişli değildir. Zira, kaza tarihi itibariyle aracın rayiç değerinin nasıl tespit edildiği açıklanmamıştır.
Bir mal sigortası türü olan kasko sigortasında da sigortacı,sigorta ettirenin gerçek zararını karşılamakla yükümlüdür. Kasko Sigortası Genel Koşulları'nın 3.3.1. maddesi hükmüne göre de tazminatın belirlenmesinde sigorta konusu menfaatin rizikonun gerçekleşmesi anındaki gerçek tazmin değeri esas alınacaktır. O halde mahkemece, sigortalı aracın yanma tarihi itibariyle denetlenebilir şekilde gerçek değeri tespit ettirilip, sigorta poliçesinde teminatın her ay TÜFE oranlarına göre enflasyona endeksli şekilde 7.500.000.000 TL olarak verildiği ve hiçbir durumda piyasa rayiç bedelinin enflasyon eklenmiş teminat bedelini geçemeyeceği koşulu da gözetilerek, davalının sorumlu olduğu tazminatın tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy