(818 S. K. m. 125, 126)
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.03.2002 tarih ve 2001/787-2002/270 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalılara ait taşınmazın tamamını 01.04.1988 başlangıç tarihli sözleşme ile 10 yıllığına kiraladığı halde, davalıların şirket ortaklarından T. A. ile yapılan 24.03.1988 tarihli sözleşmeye dayanarak temerrüt nedeniyle tahliye davası açtığını, bu davaya müvekkilinin müdahil olarak katılmasına ve burada kiracı olduğunu belirtmesine rağmen mahkemenin hatalı olarak tahliye kararı verdiğini, kararın icraya konulmasıyla taşınmazın fiilen 1994 yılı Ağustos ayında tahliye edildiğini ve 3. kişiye kiralandığını, daha sonra bu kararın taşınmazın pansiyon kısmında müvekkilinin, cafe-bar ve gece kulübü kısmında ise diğer şahısların kiracı olduğu gerekçesiyle bozulduğunu, kira süresinin dolmasına 4 yıl kalmasına rağmen taşınmazın pansiyon kısmında haksız olarak tahliye edilen müvekkilinin kardan mahrum kaldığını ve taşınmaza bir takım eklentiler ve tadilatlar yaptığını ileri sürerek 3.000.000.000 TL. mahrum kalınan kar ile 1.000.000.000 TL. taşınmaza yapılan masraf bedelinin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacı tarafından dava konusu taşınmazın icra yoluyla tahliye davasının tarafı olmamasına rağmen 16.08.1994 tarihinde tahliye edildiği, bozma ilamından sonra icranın iadesinin talep edilmediği gibi kira sözleşmesinin de ihya edilmediği, dolayısıyla taraflar arasındaki kira akdinin bu tarihte sona erdiği, BK.nun 126/1. maddesi uyarınca kira akdine dayalı tazminat taleplerinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu davanın ise zamanaşımı süresi dolduktan sonra 18.09.2001 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kira süresi dolmadan kiralayanın haksız açtığı ileri sürülen dava sonucu taşınmazdan tahliye nedeniyle kar kaybı ve kiralanana yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Davacının talepleri kira sözleşmesine aykırılıktan kaynaklandığından ve bu tip davalar için yasada ayrıca bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, dava BK'nun 125. maddesinde yazılı on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Mahkemece,davanın açıldığı tarih itibarıyla on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek zamanaşımı def'inin reddiyle iddia ve savunma çerçevesinde davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde BK'nun sadece kira alacağına ilişkin 126/1. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy