(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2002 tarih ve 2001/1328-2002/1439 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif üyesi olduğunu, satın aldığı ilaçların gecikme bedeli olarak vade farkı faturası gönderildiğini, ödememesi üzerine icra takibi yapıldığını, vade farkı hesabının yönetim ve genel kurul kararlarına göre yapıldığını, davalının itirazında haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya ikametgahı olan Mut Mahkemeleri'nde bakılması gerektiğini, senedi zamanında kendisine ibraz edemeyen ve bedelini tahsil ederken ihtirazi kayıtta bulunmayan davacının vade farkı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, kooperatifin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, kooperatifin 20.06.1998 tarihli genel kurul kararı ile gecikme halinde faize hükmedilmesinin kararlaştırıldığını, genel kurul kararının iptal edilmediği sürece tüm üyeleri bağlayacağı, davalının borcunu vadesinde ödemediğinin sabit olduğu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davalının icra takibine itirazının 273.475.800 TL. üzerinden iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi gereğince açılmış itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebi reddedilmiştir Uyuşmazlık satın alınan ilaçların gecikme bedeli olarak vade farkı faturasının ödenmemesinden kaynaklanmış olup, vade farkı oranının genel kurul kararları ile belirlenmiş bulunmasına, senedin son ödeme gününün belli olmasına göre borçlu tarafından vade farkı hesabının yapılabilmesi mümkün bulunduğundan alacağın likid olduğu tartışmasızdır. O halde davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy