(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 190, 224/2, 275) (2918 S. K. m. 3, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 6.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.10.2003 tarih ve 2003/401-2003/1459 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraflar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Abdullah Dvekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından halefiyet yoluyla rücuan tahsiline ilişkindir.
Davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, haksız fiilin meydana geldiği yer olan Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılması gerektiğini savunmuştur.
Yetki itirazı ilk itirazlardan olup, "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden HUMK nun 224/II nci maddesi gereğince davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunma zorunluluğu yoktur. Mahkeme, HUMK.nun 190-196 hükmü uyarınca davalı gelmese dahi yetki itirazını öncelikle ve esasa girişilmeden önce inceleyip, sonuçlandırır. Olayda, davalıya dava dilekçesi 27.03.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 29.05.2003 tarihli cevap dilekçesi ile yetki ve işbölümü itirazında bulunulmuş ancak mahkemece bu itiraz hakkında olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir.
Yetki itirazı hakkında karar verilip gereği yapılmadan işin esasına girilerek savunma hakkını kısıtlar şekilde uyuşmazlığın sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekli bakımından da hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda olayın oluş biçimi saptanamamış olup, kırmızı ışıkta kimin geçtiğine göre taraflara kusur atfedilmiş bulunmasına göre mahkemece bu husus gözden kaçırılarak herhangi bir delille teyit edilmeksizin davalının kusurlu kabul edilmesi doğru değildir. Oysa, 2918 sayılı KTK.nun 57 nci, Yönetmeliğin 109 ncu maddesinde, kavşaklarda geçiş hakkı ve önceliğine ilişkin çeşitli olgu ve olasılıklara göre kurallar getirilerek, düzenlemeler yapılmıştır. Bu kuralların, somut olay bakımından yeterince incelenip irdelenmesi gerekmektedir. Aynı Yasa'nın 3 ncü maddesinde, "Anayol" ve "Tali Yol" kavramlarının tanımları da yapılmıştır. Bu durumda, mahkemece, gerekirse olay yerinde keşif yapılıp varsa görgü tanıkları dinlenerek, oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan, denetime elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, olasılıklara göre kusur belirleyen yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy