(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.06.2003 tarih ve 2002/1681-2003/447 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif üyeliğinden istifa eden müvekkilinin, daha önce yatırdığı aidatların iadesi için başlattığı takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ile sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra- inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporundaki miktara göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ancak kısa kararda asıl alacağa fazla olarak hükmedildiği için gerekçeli hükmün de buna göre oluşturulması gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının yaptığı ödentilerin iadesi için başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 17/1 nci maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, (aynı Kanun'un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile) ayrıldığı yıl bilânçosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir. Ayrıldığı yıl sonunda yapılmış olan bilânçonun tasdikine ilişkin genel kurul kararı celb edilmek, takibin genel kurul tarihinden itibaren bir ay geçmeden önce başlatılmış olması halinde takibe dayalı işbu davanın erken açıldığından reddine karar verilmek, aksi halde davalı kooperatif bilanço ve kayıtları celb edilerek, masraf hissesi düşülmek suretiyle davacıya iade edilmesi gereken miktar bilirkişiye hesaplatılmak, aynı Kanun'un 17/2 nci maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış ise, bilirkişi incelemesi sonucu iadelerin tutarı kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte görülmezse, genel kurulun geciktirmeye ilişkin bir kararının uygulanmayacağı düşünülmek ve hesaplanan miktara hükmedilmek, kooperatifin varlığı tehlikeye düşecek ise ve geciktirilen süre dolmadan takibe geçilmiş olması halinde muaccel olmayan bir alacağın ödenmesi için başlatılmış bir takip söz konusu olacağından böyle bir takibe dayalı işbu itirazın iptali davasının reddine karar verilmek gerekmektedir.
Somut olayda, davacının ortaklıktan istifası dosya kapsamına göre 12.7.2000 tarihinde gerçekleşmiş olup, davalı kooperatifin 2001 yılı genel kurul toplantısında, aynı Kanunu'nun 17/2 nci maddesi uyarınca, ayrılan ortaklara yapılacak ödemelerin, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle, geciktirilmesine ilişkin kararın alındığı, davalı tarafça savunulmuş ve 2000 yılına ait genel kurul toplantısının 25.3.2001 tarihinde yapılmasına yönetimce karar verildiğinin karar defterinden anlaşıldığına hükme esas bilirkişi raporunda işaret edilmiş ise de, bu toplantı tutanağı celbedilmemiş, tutanağın dosyaya ibraz edilmediği için incelenemediği aynı raporda bildirilmiş, buna rağmen alacağın muaccel olduğu tarih, 25.3.2001 tarihine göre belirlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece, ertesi yıl toplandığı savunulan, genel kurulda alınan karara ilişkin tutanak getirtilerek, incelenmesinden sonra muacceliyet tarihinin saptanması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsiz olmuştur.
2- Kabule göre de;
Aynı Kanunu'nun 17 nci maddesi uyarınca, hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra, bakiyesine hükmedilmesi gerekirken, masraf hissesini düşen bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçede açıklandığı halde, masraf hissesi düşülmemiş miktara kısa ve gerekçeli kararda hükmedilmesi ve dolayısıyla buna göre davalı lehine az, davacı lehine fazla vekalet ücreti hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Diğer yandan, dava açılırken işlemiş faiz miktarına ilişkin peşin karar ve ilam harcı yatmadığı ve sonradan da tamamlatılmadığı halde, bu miktara ilişkin de hüküm tesisi ve harçlandırılmayan bu miktar üzerinden davalı tarafa vekalet ücreti yüklenmesi doğru olmadığı gibi, davalı tarafın kötü niyet tazminat istemi hakkında da olumlu ya da olumsuz hüküm tesis edilmemesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy