(6762 S. K. m. 368, 381) (1163 S. K. m. 98)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.11.2003 tarih ve 2002/239-2003/566 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatifin 2.3.2002 tarihli genel kuruluna çağrılmadığı gibi, haricen öğrendiği genel kurula gittiğinde kendisinin genel kurula alınmadığını, kendisi haricindeki ortakların kuraya katıldığını, yine yapılan inşaatların kura çekilecek düzeyde bulunmadığını, ileri sürerek, 2.3.2002 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacıya telefonla ve sözle genel kurulun bildirildiğini, ancak davacının kooperatiften istifa edeceğini bildirerek genel kurula katılmadığını, davacıya 4. kat dairenin teklif edilmesine rağmen uzlaşma sağlanamadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 2.3.2002 tarihli genel kurul kararın kur' a çekimine ilişkin 9. maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif genel kurulunda alınan kararların, yasa, ana sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiası ile iptal edilmesine ilişkindir. Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk doktrininde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu kabul edilmektedir.
Dairemizin bu konuda istikrar kazanmış inançlarına göre, KOOP.K.nun 98. madde delaleti ile uygulanan, T.T.K.nun 368. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı yasanın 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiği açıkça düzenlendiğine göre, bu husus kanun koyucunun da bu hükme aykırılığın müeyyidesini yokluk olarak kabul etmediğini açıkça göstermektedir. O halde mahkemece, genel kurul kararlarının salt çağrı noksanlığı nedeniyle iptaline yönelik kararı yerinde olmayıp, bu hususun ancak iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek çağrının usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca, genel kurul toplantısında alınan kararların, yasa, ana sözleşme veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu da iddia ve ispat etmesi zorunlu olup, dava konusu genel kurul kararında anılan hususların bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy