(6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 67, 62, 59)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen l6.02.2004 tarih ve 2003/1129-2004/98 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK'nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı rucüen alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İİK'na göre ödeme emrine vaki itirazın iptali davasının açılması bir süreye bağlıdır.
Alacaklı bu davayı, itirazın kendisine tebliği (İİK.62/11.md.) tarihinden itibaren bir yıl içinde açabilir. (İİK. nun 67/1.md.) Buradaki bir yıllık hak düşürücü süre, borçlu tarafından yapılan itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlar. Borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın alacaklıya tebliği için yatırması gereken posta giderinin davacı tarafından yatırılmaması hususu, hak düşürücü nitelikteki dava şartı olan sürenin işlemeye başladığı anlamına gelmez. Zira İİK. nun 59.maddesi uyarınca alacaklının tebliğ masrafını avans olarak peşinen ödememesi, icra takibine vaki istemini hükümsüz kılmaz.
Somut olayda da, davalı borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin her hangi bir bilgi veya belge icra takip dosyasında bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, İİK. nun 67/1.maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin henüz işlemeye başlamadığı, diğer bir deyişle itirazın iptali davasının süresinde açıldığı kabul edilerek, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın bir yıllık hak düşürücü süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigortacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy