(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.10.2003 tarih ve 2002/496-2003/318 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden haksız yere ihraç edildiğini, borçlarını ödediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini ve borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ihtarnamelerin usule uygun olmadığı, davacının borçlu olmadığının tespitine ilişin talebinin miktarını açıklamadığı gibi, 339.300.000 lira da borçlu olduğu gerekçesiyle, ihraç kararının iptaline, menfi tespit isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Menfi tespit isteminin reddine ilişkin hükme yönelik davacı vekilinin temyiz istemine, katılma yolu ile ve gerekçe yönünden temyiz eden davalı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydı yapılmadığı gibi, temyiz harcı da yatırılmamıştır. Bu durumda, usulüne uygun bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK.nun 432/4 nci madde hükmü uyarınca davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; dava dilekçesinde, menfi tespit istemine ilişkin harca esas değer gösterildiğine, esasen mahkemece de bu değer üzerinden vekalet ücreti hükmedildiğine, dilekçedeki anlatım bölümünde de ihtarnamelerden ve bunların miktarlarından açıkça söz edildiğine, esasen davacı taraftan miktara ilişkin açıklama istenmesi de mümkün olduğuna göre, miktarın bildirilmediği gerekçesiyle bu istemin reddi doğru olmamıştır.
Mahkemece, davacının 339.300.000 lira borçlu olduğu gerekçesiyle de, menfi tespit istemi tamamen red edilmiştir. Oysa, böyle bir gerekçe ancak bu istemin kısmen reddine dayanak yapılması gereken bir gerekçe iken istemin tamamen reddine gerekçe yapılması doğru değildir. Öte yandan, bu miktara ilişkin belirleme yapan ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili, sonuca etkili ve esaslı noktalar içeren, 10.9.2003 havale tarihli dilekçesi ile itiraz etmiş olup, bu itiraz üzerine durulmaması da doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınmadığı anlaşılan 10.100.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy