(6762 S. K m. 1283) (818 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.06.2003 tarih ve 2002/131-2003/765 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait konfeksiyon ürünlerinin satışının yapıldığı işyerinin tüm işyeri sigorta poliçesi ile davalı şirkete sigortalı olduğunu, yapılan hırsızlık sonucu piyasa değeri 70.000.000.000- lirayı bulan çeşitli emtianın çalınmasına rağmen davalı şirketçe ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 15.000.000.000-liranın temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hırsızlık olayının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün gözükmediğini, sigortalının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, poliçe prim taksitlerinin ödenmediğini, olayda aşkın sigorta bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, 4 adet fatura içeriği malların davacı dükkanına hacim itibariyle sığacak nitelikte olmadığı, davacının defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, bu nedenle söz konusu faturaların davacının resmi kayıtlarına işlenip işlenmediğinin belirlenemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tüm işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı TTK.nun 1283 ncü maddesi uyarınca, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup, davalı vekili hırsızlık olgusunun hayatın olağan akışı içerisinde mümkün gözükmediğini, faturalarda yazılı mal adetlerinin bu kapasite de çalışan bir işyerinde olmasının mümkün olmadığını ve yazılı diğer gerekçelerle davanın reddini savunmuş, mahkemece yazılı gerekçelerle, davanın kanıtlanamadığı sonucuna varılarak reddine karar verilmiştir.
Oysa, somut olayda, bilirkişi kurulunca dört adet fatura içeriği malların davacı işyerine sığacak nitelikte olmadığı, resmi defterlerin ibraz edilmemesi nedeniyle anılan faturaların kayıtlara işlenip işlenmediğinin tespitinin yapılamadığı belirtilmiş, diğer yandan, davacı işyerine sığabilecek malların değeri ile hırsızlık sonucu işyerinde kalan malların değeri tespit edilerek, tazminata konu malın değerinin 3.449.212.839-lira olarak belirlenmiş olup, mahkemece itibar edilmeme nedenleri dahi tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalı sigortaca hırsızlık eyleminin aksinin kanıtlanamadığı gözetilmek, davacı tarafa, iddia ettiği miktarın ispatı bakımından başkaca ( her türlü ) delilleri varsa ibraz ettirilmek, ibraz ettiğinde değerlendirilmek, bu arada davalı tarafın diğer savunmaları üzerinde durulmak, bu yolla dahi gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise, BK.nun 42 nci madde son cümle hükmü uyarınca mahkemece, uygun bir tazminata hükmedilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy