(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 7, 8, 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.01.2004 tarih ve 2003/85-2004/7 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2005 gününde davacı avukatı Rıza Gümbüşoğlu gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkili şirketin dünya çapında ve kendi ülkesi Ermenistan'da 33. sınıftaki alkollü içecekler ile özellikle Ermeni konyakları üzerinde faaliyet gösteren ve tanınmış bir firma olduğunu, anılan ürünlerle ilgili olarak ilk defa Ermenistan Cumhuriyetinde 1922 yılında ARARAT isminde bir tröstün kurulup, 1953 yılına kadar konyak üretiminde bulunduğunu, bu tarihte tröstün davacı şirketle birleştiği, üretilen konyakların ARARAT ve ARARAT Şekil markaları adı altında pazarladıklarını, Ermenistan Cumhuriyeti Patent Bürosu Temyiz Konseyinin; ARARAT kelime markasının Ermeni Brendisi için 33. sınıfta, Ermenistan Cumhuriyetinde 1978'den beri tanınmış marka olarak tanınmasına karar verildiğini, müvekkili markasının KHK.nin 7/2 nci maddesi uyarınca tescil başvurusu tarihinden çok önce ayırt edici nitelik kazandığını, markanın Paris Konvansiyonu'na üye 42 ülkede tescilli bulunduğunu buna rağmen davalı TPE'ce başvurunun KHK.nin 7(k) maddesi gerekçe gösterilerek reddedildiğini, oysa markanın kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı marka sayılamayacağını, markanın Paris Sözleşmesi 6. Mükerrer A/1 maddesi gereği tescil isteminin ülkemizde de kabulünün zorunlu olduğunu ileri sürerek, tescil istemlerinin reddi yolunda kurulan TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ARARAT sözcük markasıyla ilgili 25.06.29002 tarih M-1227 sayılı kararıyla, ARARAT Şekil markasıyla ilgili 23.09.2002 tarih ve M-1733 sayılı kararlarının iptallerine, marka tescil başvurularının ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Ermenistan Ağrı Dağı ve Ağrı iliyle çevresi hakkındaki hak talepleri bilindiğinden kamu düzenine aykırı olduğu düşünülen tescil isteminin reddedildiğini, davaya konu markaların gerek Ermenistan'da gerekse diğer ülkelerde tescilli olup, menşe ülkesinde tanınmışlığına karar verilmiş olmasının Türkiye özetinde bir anlamının bulunmadığı, kaldı ki, 556 sayılı KHK.nin 7/1-f maddesi gereğince, markaların ürünün niteliği, üretim yeri ve coğrafi kaynağı gibi konulurda tüketicileri yanıltıcı nitelikte bulunduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı vekilinin iptali istenen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarında bahsi geçmemiş bir mutlak ret nedenini yargılama sırasında itiraz olarak gündeme getirmesinde bir yanlışlık olmadığı, tescili talep edilen markaların kararına men'in 7/1-c ve k bentlerine aykırı bir yönünün bulunmadığı, ancak, ARARAT kelimesinin Türkiye'deki tüketicilerde derhal Ağrı ilinin, çevresini ve Ağrı Dağı'nı hatırlattığı, hedef tüketicisinin markanın üzerinde bulunduğu ürün olan konyak ile Türkiye arasında bir ilişki kuracağı, sanki ürünün Türkiye'de veya Türkiye'nin katılımıyla üretilip pazarlandığı duygusuna kapılacağı, oysa ürünün Ermenistan'da üretildiği, şu halde markanın temsil ettiği ürünün kaynağı ve üretim yeri hakkında tüketiciyi yanılttığı, bu nedenle de 556 sayılı KHK.nin 7/1-f maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davalının reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ve mutlak ret sebeplerinin işaretin marka oluşturma niteliği ile sıkı sıkıya bağlı olup, genel hatları ile her hangi bir ayırtım gücü olmayan ve ticaret alanında kullanıma açık tutulması gereken işaretlerin veyahut halkı yanıltıcı, kamu düzenine, toplumun dini değerlerine ve nihayet genel ahlaka aykırı düşen işaretlerin marka olarak tescil edilmesini önlemeye yönelik amaçla konulmuş bulunmasına, mutlak ret nedenini oluşturan işaretlerin üzerinde bir başkasının hakkı olduğu gerekçesiyle değil, nitelik ve özellikleri itibarıyla herkese kapalı olmasına, bu nitelik ve özellikleri itibarıyla Enstitüce res'en dikkate alınarak incelenmesi gerektiği gibi uyuşmazlığın yargıya intikal etmesi halinde mahkemelerce de bu sebeplerin bir def'i değil, itiraz niteliğinde olması nedeniyle kendiliğinden dikkate alınarak incelenmesinin gerekmesine, açıklanan nedenlerle davalı Enstitü'nün mutlak ret sebeplerini yargılama esnasında değiştirmesinin savunmanın genişletilmesi olarak kabulünün mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davalı taraf duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy