(6762 S. K. m. 1322)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2003 tarih ve 1999/822-2003/1652 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2005 günde davacı avukatı Bekir Yüksel ile davalı avukatı Adem Adıgüzel gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 15.02.1971 tarihinde Hayat Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, sigorta poliçesindeki prim ödemelerinin aylık 100 TL. olup, bu miktarın o zamana göre oldukça yüksek bir prim olduğunu, sigorta poliçesinin kar paylı olarak düzenlenmiş olup, 1975 yılında kar payı dağılımları ile ilgili olarak bir zeyilname gönderildiğini, bundan sonra 5 yılda bir kar dağılımı yapılacağı söylendiği halde hiçbir zeyilname gönderilmediğini, davalının 27.03.1998 tarihli yazısı ile poliçenin vadesinin dolduğunu ve (177.000) TL.nin ödenmesine kalkışıldığını, davalının ödeyeceği tazminatın zamana uyarlanarak hesaplanmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (500.000.000) TL.nin reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait poliçenin bir meblağ sigortası olduğunu, ödenecek tazminatın enflasyon karşısında erimesi gibi, ödenecek primlerinde eridiğini, poliçenin prim ve teminat açısından hiçbir değişikliğe uğramadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, yıllara göre toptan eşya fiyat endeksleri dikkate alındığında davacının 1972 yılından itibaren her ay 100 TL. prim ödediği varsayımından hareketle 27 yılın sonunda ödenen prim değerinin (2.045.954.939) TL. olduğu, davalı sigortacının ödenen primin 5.84 katını tazminat olarak teklif ettiğini, buna göre ödenmesi gereken tazminatın (9.902.421.904) TLY. olabileceği gerekçesiyle, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, (500.000.000) TL.nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, Hayat Sigorta Poliçesi dönemi sonunda ödenmesi kararlaştırılan tazminatın uyarlanması istemine ilişkindir.
TTK'nun 1322. maddesi uyarınca Sigortacı, bir kimsenin ya muayyen bir müddet içinde veyahut mukavelede muayyen olan şart ve haller içinde ölümü veya o kimsenin mukavele ile muayyen bir müddetten fazla yaşaması ihtimallerini sigorta edebilir. Bu sebeple eğer sigorta edilen risk (ölüm) sigorta başlangıcından bir yıl sonra gerçekleşmiş olsa idi, davalı sigortacının sigortalısı toplam 1200 TL prim ödemiş olmasına karşın 16.114,86 TL ödeyeceği tartışmasızdır. Daha farklı bir anlatımla, davacı sigortalı ödemiş olduğu primin bir bölümüyle ölüm riskini satın almış durumdadır. Bu durumda, ölüm riskinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle,süreç içerisinde prim artışına gitmemiş davacının, uyarlamadığı prim borcundan doğan alacağının uyarlanmasını istemesi hukuki dayanaktan yoksun kalmaktadır. Özetle, rizikonun erken gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin tazminatın indirilmesini istemesi söz konusu olamayacağı gibi, riskin hiç gerçekleşmemesi halinde sigortalının da tazminatın uyarlanmasını isteyememesi gerekir, böyle bir yorum tarzı taraflar arasındaki menfaatler dengesinin korunması açısından da zorunlu bulunmaktadır. Ancak, somut olayda sigorta poliçesi kar paylı bir poliçedir. Hesaplanacak kar payı sigortalıya ne nakit olarak ödenmekte, ne de nakit olarak adına saklanmaktadır. Kar payı, aynı değer ve nitelikte sigortalı lehine ek bir sigortaya dönüştürülmektedir. Böylece, hesaplanan kar payı kadar, sigorta şirketinin ödeyeceği tazminat düzenlenen kapitalizasyon tablosuna göre artmaktadır, dolayısıyla bu kar payının uyarlanmasını düşünmekte olanaksızdır. Bu durumda, mahkemece, kar paylı poliçenin 1975 yılından sonraki dönemler için ne kadar kar payı getirdiği tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, TEFE endeksi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy