(1086 S. K. m. 94) (6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.12.2003 tarih ve 2003/157-2003/582 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı tarafından kasko sigortası ile sigortalı aracın park halindeyken çalındığını ileri sürerek, sigorta kapsamındaki değeri 10.000.000.000 TL 'nin temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta, duruşmaya katılmamış, yazılı yanıtında 15.4.2003 günü, 11 milyar lira ödendiğini bildirmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında, davacının zarar karşılandığından davadan vazgeçtiklerini ancak yargılama gideri ve vekalet ücreti talep ettiklerini bildirmeleri üzerine, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayanan maddi tazminat davasıdır.
Davalı vekilince, kararın verildiği son oturumda, zararlarının karşılanmış olması nedeniyle davadan vazgeçtikleri ve ancak yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri açıkça belirtilmiş olmasına göre, davacının açıklamasının, HUMK'nun 185/1 nci maddesi hükmü kapsamında, davadan vazgeçme olduğu gözetilerek, buna göre karar verilmesi gerekirken, istem yanlış değerlendirilerek, vazgeçme nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin istemi bağlamında davadan vazgeçme, dava konusu hakkı talepten vazgeçmek anlamında davadan feragat değil, HUMK'nun 185/1. maddesi uyarınca "takipten sarfınazar" etmek ( uygulamadaki adıyla davayı atiye terk veya müracaata bırakmak ) anlamındadır. Davacı vekili, talep sonucundan diğer deyişle hakkın özünden feragat etmemekte, zarar ödendiği için davayı takip etmeyeceğini belirtmektedir. Oysa davadan feragat, aynı kanunun 91.maddesinde, "iki taraftan birinin talep sonucundan vazgeçmesidir." biçimde tanımlanmıştır. Buradaki vazgeçme hakkın özüne ilişkin ve kesin hüküm sonuçları doğuran, açık ve kolay anlaşılabilir bir ifadeyle yapılmış, kayıtsız şartsız olarak talep sonucundan vazgeçmeyi ifada eden, başka anlamlara gelmediğinde duraksama olmayan bir beyan şeklinde yapılmalıdır.
Bu durumda mahkemece, takipten vazgeçilen dava nedeniyle, vazgeçme kabule bağlı ise de davalının duruşmalara gelmemesine ve ödemenin de dava açıldıktan sonra 15.04.2002 tarihinde yapılmış olmasına göre, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin, davanın açılmasına neden olma durumuna göre değerlendirilmesi ve hükme bağlanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy