(6762 S. K. m.1304) (1086 S. K. m. 275, 284) (818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.12.2003 tarih ve 2003/70-2003/1606 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, sigortalısı olan dava dışı üçüncü kişiye; yangın sigortası kapsamında gerçekleşen riziko nedeniyle 1.357.500.000.- TL. tazminat ödediklerini ve davalı şirketin olayda kusurlu olduğunu ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zarar görene kendi sorumluluk sigortasınca 500.000.000.- TL. ödendiğini, kusurun araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yangın sigortası sözleşmesine dayalı sigorta rücu davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu, yazılı şekilde hüküm kurmaya elverişli değildir.
Somut olayda, tüp gazın, gaz kaçırmasına bağlı olarak gaz patlaması sonucu zarar meydana gelmiş olup mahkemece iki hukukçu bilirkişiden alınan raporda, davalının kusura yönelik savunmaları tartışılıp değerlendirilmediği gibi, olay sırasında düzenlenen tutanaklardaki anlatımı tekrarlamaktan başka, davalının kusurlu olduğunu açıklayıcı hiçbir teknik unsura yer verilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, bir makine mühendisi, bir petrol mühendisi ya da likit gaz uzmanı ve bir sigortacıdan oluşan, yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak, sonucuna göre davalının kusurunun belirlenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy