(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 17. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2003 tarih ve 2003/644-2003/957 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2005 günde davacı asıl Erendiz Önal ile vekili Zehra Gürbüz gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil ve avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin İstanbul İcra Mahkemesindeki dosya için keşif ve müvekkilleri ile iş görüşmesi yapmak amacıyla davalının işlettiği tren ile yolculuk yaptığı sırada oluşan arızalar nedeniyle Eskişehir'den geri dönmek zorunda kaldığını, soğuk havada kaloriferlerin de yanmaması nedeniyle büyük eziyete uğradığını ileri sürerek, 1 milyar TL manevi, fazlası saklı kalmak üzere iş görüşmesi yapamamaktan kaynaklanan 200.000.000 TL ücret geliri mahrumiyeti 7.500.000 TL dönüş bileti masrafı olmak üzere toplam 1.207.500.000 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; rötarın beklenmeyen ve mecburi sebep oluşturan lokomotif arızasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre davanın maddi kaybının 45.000.000 TL tren bilet ücreti 7.500.000 TL dönüş ücreti olmak üzere 52.500.000 TL olduğu, davacının keşfe katılamamasına rağmen yetkili kıldığı müvekkilinin keşfe katıldığı, kaldı ki keşfe katılmakla ek bir vekalet ücreti alınmayacağı, trenin arızası nedeniyle davacının İstanbul'a başka bir araçla gitmesinin mümkün olduğu bu nedenle kar mahrumiyeti istenemeyeceği, tren arızasının seyahat tarihi dikkate alındığında hayatın olağan akışına göre karşılaşılabilir bir durum olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu olmadığı gerekçesiyle 52.500.000 TL'nin 45.000.000 TL'sine 26.12.2002, 7.500.000 TL'na da 27.12.2002 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek üzere kısmen kabul karar verilmiştir.
Dava taşıma sözleşmesinin gereği gibi yerine getirilememesi nedeniyle maddi/manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacının maddi tazminat talebi kısmen kabul edilerek bakiye maddi ve manevi tazminat istemleri reddedilmiş davacı vekili sadece manevi tazminat açısından temyiz isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırının bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
BK' nun 49. maddesi ve MK' nun 24. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi manevi tazminat isteyebilir. Yasadaki bu düzenleme biçimi göz önünde tutulduğunda tecavüze uğrayan kişilik haklarının kavramının açıklanması gerekmektedir. Bu konuda kesin ve sınırları çizilebilen bir tarif yapmak mümkün değildir. Her somut olay kendi içinde değerlendirilerek kişisel hakların ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlar. Bu hak doğumu ile kazanılan ve kişiliğine bağlı bir haktır. Hayat bulan ve ruh darlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik uğraşılar özgürlüğü, şeref, haysiyet, isim, resim, sırlar hep kişisel varlıklardır. Kişilik hakkı mutlak bir hak niteliğindedir. Bu haklara hukuka aykırı olarak saldırı halinde manevi tazminat verilmesi gerekmektedir.
Kişinin fiziki olarak uğradığı zararlar BK ve diğer özel yasalarda sözleşmeye aykırılık, haksız eylem gibi hukuki nedenlere dayanılarak korunmaktadır. Aynı şekilde fiziki şartlar yanında kişinin ruh sağlığı da zarar gördüğünde oluşan manevi zararlar ise BK 49. maddesinin kapsamında korumaya alınmıştır. Ancak kişinin yukarıda sayılan kişisel hakların doğrudan hedef alınmasını, koruma kapsamının belirlenmesinde önem arz ettiği açıktır. O halde somut olaylar dikkatlice değerlendirilerek eylem ile birlikte doğrudan kişilik haklarına saldırı olmasa dahi sonuçları itibariyle kişilik haklarının ihlal edildiği, ruhi durumun bozulduğu sonucuna varıldığı taktirde de manevi tazminata karar verilmesi gerekmektedir.
Bu açılardan somut olay değerlendirilirken önce somut olayın ortaya konulması gerekmektedir. Davacı avukatları ve işi ile ilgili olarak İstanbul'a gitmek için davalının işlettiği trene 26.12.2002 tarihinde gece saat 22.00'da binmiştir. Davalı yanın, dosyaya sunduğu seyir evraklarına göre tren hareketinden 23 dakika sonra Sincan'a geldiğinde vagonlardan birinde elektrik arızası oluşmuş ve yeni bir vagon için 126 dakika tehir yapılmış, buradan hareketinden sonra saat 02.30 da İlören'e ulaşmış ancak bu kez fren arızası nedeniyle burada da 90 dakika beklemiş saat 06.17 de Eskişehir'e ulaşmıştır. Ancak burada da şiddetli hava muhalefeti nedeniyle makine havası donduğundan makine değişikliği yapılmış, değiştirilen makina da fren tecrübesi sırasında donduğundan, bu kez Dizel makine temin edilerek saat 09.35 de hareket edebilmiştir. Görüldüğü gibi tren makinesini donduracak derece de soğuk bir havada davacı 126 dakika Sincan'da 90 dakika İlören'de ve 199 dakika Eskişehir'de dışarıya çıkması ve o saatlerde başka bir araç bulma olanağı olmaksızın tren içinde beklemek zorunda kalmıştır. Makine çalışmadığı sürece kaloriferlerin çalışması söz konusu olmadığından sonuç olarak davacı güvenli bir yolculuk yapacağı düşüncesiyle saat 22.30'da bindiği tren yolculuğu 11 saat sonra yarıda kalmak zorunda kalmış ve otobüs ile Ankara'ya geri dönmüştür. Bilim ve teknolojinin sınırsız olanaklarının bulunduğu günümüzde davalı işletmenin mevcut olanakları harekete geçirmeden birçoğu eskimiş, ömrünü doldurmuş ya da dolmak üzere olan eski makineler ile hizmet vermesi o'nun sözleşme ile yüklendiği edimi yerine getirmemesine bir neden teşkil etmez. Aksi halde bu düşünce işletme ağır kusurlu olmasına rağmen sorumluluğunun kabulü sonucuna götürür ki bu şekilde bir kabul de hukuk düzenine uygun düşmez. Güvenli bir yolculuk yapacağı inancından hareket eden davacının, davalı işletmenin ağır kusuru nedeniyle kötü hava koşullarından 11 saat süre ile trende mahsur bırakılması onun kişilik haklarına saldırı olduğu ve manevi bir üzüntü duyduğunun kabulü ile uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle bu istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy