(6762 S. K. m. 806)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2003 tarih ve 1999/269 - 2003/866 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı idareye ait treninde yolculuk yaparken, dışarıdan atılan taşla yaralandığını, görevlilerce kendisiyle ilgilenilmediği ve kötü davranıldığını ve bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 4.000.000.000.TL manevi tazminat ile 1.500.000.000.TL maddi tazminatın, temerrüt faiziyle davalı idareden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davacının yaralanması ile idare personelinin davranışları arasında illiyet bağı bulunmadığı, atılan taş ile oluşan yaralanmada davalı idarenin kusurunun bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinde doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalıya ait trende yolcu olarak bulunduğu sırada dışarıdan kimliği belirlenemeyen kişilerce atılan taş ile yaralanmıştır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de taraflar arasındaki hukuki ilişki ve buna göre davalının bağlı bulunduğu sorumluluk ilkesi bakımından karar doğru olmamıştır.
Taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmakta olup, esasen davalı, TTK.nun 806 ncı maddesine göre her türlü tedbiri alarak yolcuları sağ ve salim olarak, gidecekleri yere ulaştırmakla yükümlüdür. Taşıyıcı olan davalının olayda hiçbir işletme kusuru bulunmadığını ve her türlü tedbiri aldığını kanıtlamamış olduğu dikkate alınarak ve davacının tren içerisinde yolcu olup, kendisine izafe edilecek bir kusuru olmadığı gözetilerek davacının zarar miktarları araştırılarak buna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına, BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy