(556 S. KHK. m. 7, 8, 63) (554 S. KHK. m. 1, 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.9.2003 tarih ve 2002/365-2003/502 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili adına 25.8.1982 tarihinden itibaren tescilli MARMARABİRLİK markasının aynı zamanda yabancı ülkede tescilli olduğunu, ulusal ve uluslararası alanda reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline geldiğini, markanın tescil edildiği ülkelerde tanıtım ve promosyon çalışmalarının devam ettiğini ileri sürerek, MARMARABİRLİK markasının tanınmış marka sayılmasının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu olayda bir kararı olmadığından davanın husumetten reddinin gerektiği, 556 sayılı KHK nin hükümleri gereğince, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının markasının tanınmış olmadığı gerekçesiyle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının yetki itirazının 556 sayılı KHK nin 63/1 maddesi hükmü uyarınca, davalının yetki itirazının reddine, davanın ise, kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markanın tanınmış marka olduğunun tespiti ve tanınmış marka olarak sicile tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı kurumu hasım göstererek MARMARABİRLİK ibareli markanın Özel logosunun tanınmış marka olarak tespit ve tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Markanın tanınmış marka olarak tespitinde hak sahibinin şüphesiz önemli menfaatleri bulunmaktadır. Zira, markanın tanınmış olarak tespit ve tescili, ilerde yapılacak muhtemel tecavüzleri önleme, karışıklığa, markanın itibarı ve şöhretinden yararlanmaya yönelik tescillere engel olma gibi sonuçlar doğuracaktır.
Bir markanın tanınmışlığının tespitine hangi kurumun karara vereceği ne mevzuatımızda ne de uluslararası sözleşmelerde de açık bir şekilde ifade edilmemiştir. Ancak, WİPO'nun 34 ncü Yönetim Birliği toplantısında kabul edilen, ortak kararın 1 nci maddesindeki tanımlarda tanınmış markalara karar vermeye yetkili otoritelerin, markaların korunmasını sağlayan yetkili kurumlar ve mahkemeler olduğu açıklanmıştır. Ülkemiz açısından da, 554 sayılı KHK.nin 1 ve 10/3, 556 sayılı KHK.nin 7/1-ı ve 8/4 ncü maddeleri ile taraf olduğumuz uluslar arası sözleşme hükümleri dikkate alınarak davalı TPE ile mahkemelerimizin tanınmış marka tespitinde yetkili olduğunun kabulü gerekir.
Uyuşmazlık konusu olayda, markanın tanınmışlığına yönelik dava, TPE doğrudan doğruya hasım gösterilerek açılmıştır. Ancak, davacının, davalı nezdinde tanınmış marka tescil başvurusu bulunmamaktadır. Ayrıca, davalı kurumun davacıya ait markaların tanınmış olmadığına yönelik kesinleşmiş olumsuz yönde nihai bir kararı da yoktur.
Öte yandan, tanınmışlık talebi yönünden TPE'ye başvurmadan doğrudan tescil davası yolu ile bu sonuca ulaşılmak istenilmesi markaların tescil sistemine de uygun düşmemektedir. Markanın tanınmışlığı yönünde TPE'ne başvurulup, tescil prosedürü tamamlanmadan, bu yönde nihai bir karar oluşmadan doğrudan açılan tespit davasında hukuki yarar yoktur. Bu durum karşısında, mahkemece, açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy