(2004 S. K. m. 60, 62, 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.10.2003 tarih ve 2001/1913-2003/1125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kargo hizmetinden doğan faturaya dayalı 1.434.922.328 lira tahsili için başlattığı takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibin başlatıldığı icra dairesinin ve davanın açıldığı mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu yer itibariyle Adana İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu süresinde savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK.nun 60 ncı ve 62 nci madde hükümlerinde yazılı 7 günlük itiraz süresi geçirildikten sonra, aynı Kanun'un 66 ncı madde hükmüne göre, borçlu itiraz süresini geçirmiş ise, alacaklının talebi üzerine takibe devam edilir. Bu durumda, süresi içinde yapılan bir itiraz ile takibin aynı Kanun'un 66 ncı madde hükmü uyarınca durması üzerine, açılması mümkün olan itirazın iptali davasının aynı Kanun'un 67 nci madde hükmünde yazılı koşullarından biri gerçekleşmediğinden, böyle bir davanın bu gerekçe ile ilke bakımından reddi gerekir.
Ne var ki, somut olayda, ilamsız icra yolu ile başlatılan takip üzerine, davalı-borçlu şirkete ödeme emri 21.6.2001 günü tebliğ edilmiş, 5.7.2001 havale tarihli dilekçe ile borçlu vekili takibe itiraz etmiş, icra müdürlüğünce de, takibin durmasına karar verilmiş olup, bu kararın süreye tabi olmaksızın şikayet yolu ile mercii hakimliğinden alınacak karar ile davacı tarafından kaldırılması sağlanmadığından, davanın bu aşamada erken açıldığının kabulü ile davanın bu gerekçe ile reddi gerekir. ( Dairemizin 25.10.2004 tarih ve 1305-10250 sayılı ilamı da bu yöndedir. ) Ne var ki, fotokopisi dosya içerisinde bulunan itiraz dilekçesi, Adana 3 ncü İcra Müdürlüğü aracı kılınarak, takibin yapıldığı İstanbul İcra Müdürlüğü'ne gelmiş olup, dilekçe önyüzünde de tek bir havale tarihi bulunmaktadır. Bu dilekçenin elden veya PTT yolundan hangisi ile gönderildiği anlaşılamadığı gibi, havalenin hangi yer icra müdürlüğüne ait olduğu da belli değildir.
Bu durumda, mahkemece, esasen re'sen üzerinden durulması gereken bu yön yeterinde araştırılarak, itirazın süresinde yapılıp, yapılmadığının kesin olarak belirlenmesi, bundan sonra gerektiğinde esasa girilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu noktada yapılan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy