(818 S. K. m. 106, 113) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.03.2004 tarih ve 2002/267-2004/147 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2005 gününde davacı avukatı Selahattin Seymen ile davalı avukatı Ahmet Aksu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Tekser arıtma sahasından çıkan molozun taşınması konusunda taraflar arasında 05.01.2001 tarihinde sözleşme imzalandığını, bir yılın sonunda sözleşmenin Ocak 2003 tarihine kadar uzatıldığını, ancak davalı tarafın sözleşmeye haksız olarak 20.06.2002 tarihinden son verdiğini, taşıma işini halen başka şirketlerin sürdürdüğünü, sözleşmenin sona ermesinden önceki alacağın faizi, akaryakıt fiyat farkı, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle olumlu ve olumsuz zarardan doğan alacağın bulunduğunu ileri sürerek, toplam 216.187.199.931 TL'nin 23.09.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi uyarınca müvekkilinin işi durdurduğunu, bu durumun sözleşmeden doğan bir hak olup, haksız feshin söz konusu olmadığını, cari hesap borcunun 04.10.2002 tarihinde tümüyle ödendiğini, ödemelerin ihtirazi kayıt olmadan davacı tarafından kabul edildiğini ve B.K'nun 113. maddesi gereğince davacının faiz talep hakkı bulunmadığını, akaryakıt fiyat farkına ilişkin davacının düzenlediği fatura bedelinin de ödendiğini ve davacının ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, sözleşme gereği işin durdurulmuş olup feshin söz konusu olmadığını, davacının olumlu ve olumsuz zararını talep hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu işin süreklilik arz eden bir iş olup, sözleşmenin 4. maddesine göre hiçbir bildirimde bulunmaksızın sözleşmeyi fesih yetkisi var ise de, yine aynı maddeye göre firmanın sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırılığı halinde söz konusu olabileceği, bu nedenle dürüstlük kuralının ihlalinin söz konusu olduğu ve davacı firmanın zararını istemekle haklı olduğu, bu bekleme süresi için davacının isteyebileceği zararın 9.000.000.000 TL olduğu, sözleşmenin 2002 yılı sonuna kadar devamına güvenerek davacının kaçırdığı işlere dair bir belge olmadığı, sözleşmenin 3/c maddesi gereğince fatura tarihinden itibaren 45 gün içinde ödenmeyen alacak nedeniyle davacının 44.670.869.000 TL faiz alacağı, akaryakıt fiyat farkı nedeniyle de 151.516.330.931 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle toplam 205.187.199.931 TL'nin takip tarihinden itibaren % 70 reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafın bakiye alacağının tahsili amacıyla 23.09.2002 tarihinde başlattığı icra takibinden sonra davalı tarafın 04.10.2002 tarihinde son ödemeyi yapması dikkate alındığında, faiz ve akaryakıt fiyat farkından doğan davacı alacağı yönünden BK.nun 113.maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmamasına göre, davalı vekilinin (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı taraf, işbu davayı açmadan önce davalı hakkında icra takibi başlatmış ise de, davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuş, davacı taraf İİK. nun 67.maddesi uyarınca süresinde itirazın iptali davası açmamış, talebini alacak davası olarak ileri sürmüştür. Bu durumda, işbu dava, icra takibinin bir devamı olmadığından, icra takip dosyasında yatırılan harcın, dava açarken ödenen başvurma harcından mahsubu ve bunun hüküm fıkrasında tekrarı mümkün değildir. Mahkemece, Harçlar Kanunu'nun 30.maddesi gereğince bakiye başvurma harcını tamamlaması yönünde davacı tarafa süre verilerek, yargılamaya devam edilmesi ve hüküm fıkrasında icra takip dosyası için ödenen harcın dikkate alınmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; Davacı vekili, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek, uğranılan zararın tazminini istemiştir. Davalı taraf, sözleşmenin feshedilmediğini, sözleşmenin 5/b maddesi gereğince işin durdurulduğunu savunmuş ise de, mahkemenin 18.12.2002 tarihinde yaptığı keşifte, dava konusu iş sahasında başka firmalara ait 4 aracın taşıma için beklediği, tesisteki arıtma işi sürdüğü sürece, çamur yükleme işinin de aralıksız devam etmesi gerektiği tespit edilmiştir. Yapılan tespit ve Makine Mühendisi Ramazan Demir'den alınan 23.12.2002 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından fiilen sona erdirildiğini kabul etmek gerekir.
BK.nun 106/2.maddesi gereğince, karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrit olduğu takdirde, alacaklı, borcun ifa edilmemesinden doğan zararını (müsbet zararının kar mahrumiyetini) isteyebilir. Davacı alacaklı da, BK. nun 106. maddesindeki seçimlik hakkını kullanarak, müsbet zararının(kar kaybının) tazminini istemiştir. Hükme esas alınan 27.10.2003 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait 10 aracın davalı tarafa ait garajda beklediği 15 günlük süre boyunca davacıya ödenmesi gereken ücretin hesabı yapılmış, davacı tarafın kar kaybının neden 15 gün ile sınırlı tutulduğu açıklanmamış, davacı tarafın bu yöndeki itirazı mahkeme kararında da tartışılmamıştır. Mahkemece, davalı tarafın temerrüdü nedeniyle BK. nun 106. maddesi gereğince davacının kar kaybını isteyebileceği kabul edilerek, bu miktarın ne olduğunun açıkça belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, takdir edilen 400 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya, 400 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 29.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy