(6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.09.2003 tarih ve 2001/842-2003/472 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilleri murislerinin yolculuk yaptıkları otobüsün, zorunlu koltuk sigorta poliçesi ile davalıya sigortalı olduğu halde poliçe bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, toplam 110.000.000.000 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, prim peşinatının kazadan önce veya sonra ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, rizikodan önce prim ödemesinin kanıtlanamadığı, davalının bu durumda sorumluluğunun başladığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, otobüs zorunlu koltuk sigorta poliçesinde yer alan ölüm limitine ilişkin sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Çekişme, davalı sigortacının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmıştır.
Poliçe 22.12.1999 günü düzenlenmiş, başlangıç tarihinin aynı gün olduğu ve prim peşinatının 24.12.1999 günü ödenmesi gerektiği de kararlaştırılmış, olay 23.12.1999 günü meydana gelmiştir.
Davalı vekili, prim peşinatının kazadan önce veya sonra ödenmediğini savunmuş, mahkemece, rizikodan önce primin ödendiğini davacıların kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davalının sorumluluğunun başlamadığı sonucuna varılarak dava reddedilmiştir.
Oysa, ispat yükü, yolcu olan davacılarda değildir. Zira, bu sigorta genel şartlarının 1 nci madde hükmünde yer alan düzenleme karşısında yolcu, sürücü ve sürücü yardımcıları sigortalı olup, otobüsün işleteni ve maliki veya taşımacı-işletmecisi olan firma ise sigorta ettiren konumundadır. Bu sigorta, sigortalı lehine yapılmış bir ferdi kaza sigorta türü olup, prim ödeme yükümlüsü de sigorta ettirendir. Nitekim, aynı genel şartların 10/6 ncı madde hükmünde de sigortacının, ihtarname göndererek prim ödenmesini sigorta ettirenden isteyebileceği düzenlenmesine yer verilmiştir.
Diğer yandan, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK.nun 1282 nci ve 1295 nci madde hükümleri uyarınca, primin tamamının veya ilk taksidinin ödenmiş olması zorunludur. TTK.nun 1295 nci maddesinin önceki metninde yer alan aksine sözleşme bulunmaması hali yeni metinde yer almamış ve prim peşinatının olaydan önce ödenmesi koşulu emredici biçimde hükme bağlanmış ise de, aynı yasanın 1264/4 ncü madde hükmünün karşıt anlamına göre, sigorta ettiren yararına aksine düzenleme yapmak mümkündür. Dairemizin 27.05.2004 tarih ve 2003/11930 esas, 2004/5924 sayılı ve 27.09.2004 tarih ve 2003/14422 esas ve 2004/8909 Karar sayılı ilamları bu yöndedir. Bu itibarla, genel şartların 10/5 nci madde hükmünde aksine sözleşme olanağının tanınması, TTK.nun 1264 ncü madde hükmüne aykırı düşmemektedir. Nitekim, poliçe üzerinde yazılı Sigorta ücretinin ödenmesi ve sigortacının sorumluluğunun başlaması klozu ile sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren en çok 25 gün içinde peşinatın ödenmesi koşulu ile sigortacının sorumluluğunun başlayacağı da kararlaştırılmıştır. Bu itibarla, peşinat tarihi 24.12.1999 olarak poliçede yazılı ise de, poliçenin başlangıcı olan 22.12.1999 tarihinden itibaren 25 gün içinde meydana gelme olasılığı bulunan olaydan sonra da prim peşinatının 25 gün içinde kalmak koşulu ile yatırılması olanağının da sigorta ettirene tanındığının kabulü gerekir.
Mahkemece, bu kloz tartışılmış ise de, TTK.nun 1295 nci madde hükmünden bahisle, bu klozun geçersiz kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, dava dışı sigorta ettiren firmadan primin ödenip ödenmediğinin sorulması, ödenmiş ise bunun belgesi celbedilerek poliçede yazılı kloza göre inceleme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme ile aksi sonuca varılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy