(818 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 380)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2003/63-2003/225 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Tahsin ve Salih vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski yöneticileri olan davalıların müvekkili kooperatifi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, asıl davada 1.724.305.894 lira faiz borcunun birleşen davada 185.957.000 liranın temerrüt faizleriyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, Dairemizce genel kurul sorumluluk kararı alınması, denetçilerin dava açmaları hususlarında davacı tarafa olanak verilmeden esasa girildiği gerekçesiyle, bozulması üzerine bozmaya uyulmuş, usuli eksikliklerin giderilmesinden sonra benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilleri ile davalılardan Tahsin ve Salih vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalılar, görevde bulundukları yıllar için yapılan genel kurul toplantılarının bazılarında ibra edilmiş iseler de, bu ibranın genel ve soyut biçimde yapılmış olması karşısında, TTK.nun 380 nci madde hükmü uyarınca böyle bir ibranın sorumluluğu kaldırmasının mümkün bulunmamasına göre, davalılardan Tahsin ve Salih vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekillerinin temyizine gelince, asıl dava, davalı yöneticilerinin kooperatif namına tahsil ettikleri paraların kooperatif hesabına yatırmadıkları, ancak daha sonra bu paraları faizsiz olarak iade ettikleri iddia edilerek, yatırılmayan faizin, faiziyle tahsili istemine, birleşen dava ise, beyan edilen vergilerin zamanında ödenmemesi nedeniyle kooperatifçe ödenmek orunda kalınan gecikme zammının aynı davalılardan faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Asıl dava konusu faiz alacağı, davalılarca ödenmediği için açıldığından, ana para niteliğinde dönüşmüş olup, mahkemece, belirlenen faiz alacağına faiz yürütülmesi ilke olarak doğru olmamıştır.
Öte yandan, birleşen dava konusu gecikme zammının davalılarca süresinde ödenmemesi ve davacıya ödetmek zorunda bırakılması, haksız eylem olup, BK.nun 98 nci madde hükmü uyarınca, sözleşme ilişkisinde de haksız eyleme ilişkin hükümler uygulanabileceğinden, davacı kooperatifin bu ödeme nedeniyle mal varlığında meydana gelen eksilme tarihinden itibaren ( faiz başlangıcına ilişkin istem tarihi de aşılmamak kaydıyla ) bu alacak kalemi için temerrüt faizi uygulanması gerekirken, davadan önce ihtarname ile temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin asıl davaya ilişkin faiz başlangıcı ile ilgili temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenle, davalılardan Tahsin ve Salih vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekillerinin asıl davaya ilişkin bir bölüm, birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 82.240 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy