(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.06.2003 tarih ve 2002/343-2003/303 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Erol Kınay vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tarafından TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine rücu davası sonucunda davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Erol K vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin aşağıda yazılı bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından halefiyet yoluyla rücuan tahsiline ilişkindir.
TTK.nun 1301 nci maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder sigortacının hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçebilmesi yani onun halefi olabilmesi için ilk şart sigorta bedelini ödemesidir. Ödenen bedel aynı zamanda sigortacının halef olarak rücuun sınırlarını da belli eder. Bu suretle sigortacı ödediği bedelden fazlasını üçüncü şahıslardan isteyemez. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'i haleftir. Aynı ilke 31.03.1954 gün ve 1953/18, 1954/11 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda tekrarlanarak sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı açıklanmıştır.
Davacı sigorta şirketinin 22.09.2001 tarihli hasar nedeniyle sigortalısına 4.433.000.000.-TL ödemede bulunduğu 28.11.2001 tarihli ibranamenin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Açılan davada 5.231.836.295.-TL ödendiği ileri sürülerek davalılardan tahsili istenmiştir. Mahkemece anılan ibraname dışında ödeme yapıldığına ilişkin varsa davacının belgelerini ibraz ettirmek ve halefiyet koşullarının oluşup oluşmadığını inceledikten sonra sonucuna göre karar vermek gerekirken bu konu üzerinde durulmaması doğru görülmemiştir.
3- Davanın kısmen kabul edilmesine rağmen, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücreti verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 2 ) ve ( 3 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy