(6762 S. K. m. 34, 342) (1163 S. K. m. 98)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.05.2003 tarih ve 1996/87-2003/297 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan İ.Ü.'nün müvekkili A. ç. Tarım Satış Kooperatifi'nin müdürü, İ.S.'nin muhasebecisi, M'nin fabrika muhasebecisi olarak görev yaptıkları sırada kooperatifin 5.637.949.705.- Lira zarara uğramasına neden olduklarını, Birlik Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca hazırlanan rapor ile eylemler ve zarar miktarlarının belirlendiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000.000.- ,Lira zararın davalılardan İ.Ü. ve LS.'den, 50.000.000.- Liranın LS. ile M'den, 64.201.241.- Liranın ise M'den faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan İ.Ü. ve S. vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kurumun zarara uğratılmadığı, zimmete para geçirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1 ) Dava, davalılardan İ.Ü.'nün davacı kooperatifin müdürü, diğer davalıların muhasebecisi olduğu iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun yöneticiler ile ilgili 341 'inci maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava Şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davalılardan sadece İ.Ü., 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98'inci madde hükmü atfı ile, TTK'nun 342'nci madde hükmü uyarınca aynı kanunun 341 'inci madde hükmündeki usule tabidir. Davacı vekiline, davalılardan İÜ. ve İ.S., davacı kooperatifi temsilen vekalet vermiş olup, dosya içerisinde davalılardan İ.Ü. hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39-40'ıncı madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalılardan İ.Ü. hakkında genel kurulca açıklanan şekilde alınmış bir kararın ibrazına ve bu davalı bakımından denetçilerden en az birinin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava, sadece bu davalı bakımından, açıklanan usul yönünden reddedilmek gerekirken, re'sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
2 ) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden e iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy