(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 10/A, 23) (1086 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.11.2003 tarih ve 2002/732-2003/1456 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P
Ş
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile kredi kartı sözleşmesi yapan S
Ö
'a kefil olduğunu, asıl borçlunun borcunu ödememesi nedeniyle davalı banka tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkilinin itiraz süresini geçirdiği için takibin kesinleştiğini, bu nedenle müvekkilinin 1.610.000.000 TL. ödeme yaptığını, kefilin sorumluluğunun ancak kredi limiti ile sınırlı olduğunu ileri sürerek haksız olarak tahsil edilen 1.610.000.000 TL. sının faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili banka ile Sadık Özsoy arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davacıdan tahsil edilen tutarın imzaladığı kefaletnamede belirtilen kefalet miktarına tekabül ettiğini, bu nedenle rücu olanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 1.334.410.193 TL sının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, kredi kartı sözleşmesinin kefili olması nedeniyle davacı aleyhine yapılan icra takibi sırasında ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Kredi kartlarına ilişkin düzenleme 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Yasa'nın 10/A maddesinde düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 23/1 nci maddesinde, bu Yasa'nın uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. HUMK.'nun 1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Buna göre, Asliye Ticaret ile Tüketici Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Bu itibarla, mahkemece davanın Tüketici Mahkemesinde görülebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy