(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Didim Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.12.2003 tarih ve 2000/286-2003/414 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olup, aidat borçlarını ödemediği gerekçesiyle üyelikten çıkarıldığını ancak çıkarma kararına esas alınan ikinci ihtarnamenin yasal koşulları içermediğinden geçersiz olduğunu, davalının ihraç kararından sonra müvekkilinden tekrar aidat ve faiz borcu olduğunu bildirerek ödemede bulunmasını istediğini, bu durumun kooperatifin çıkışa ilişkin kararını geri aldığı anlamına geldiğini, buna rağmen davalının ihraç kararında ısrar ederek müvekkiline ait evi açık artırmayla satışa çıkardığını ileri sürerek ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ortaklıktan çıkarma kararının 01.03.2000 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının yasal sürede itiraz veya dava yoluna gitmediğini, bu nedenle açılan davanın süresinde olmadığını, çıkarma kararının yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece/iddia, savunma, benimsenen 01.05.2003 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatifin zımnen ortaklıktan çıkarma kararından vazgeçtiği gerekçesiyle davanın kabulü ile kooperatifin 18.02.2000 tarih ve 15 sayılı üyelikten ihracına ilişkin kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üyelikten ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca ortak, ihraç kararına karşı tebliğden itibaren 3 ay içinde iptal davası açabileceği gibi karar yönetim kurulunca verirmiş ise bu süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Üç aylık süre içinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir. Maddede öngörülen üç aylık süre, hak düşürücü nitelikte olup, açılan davada bu sürenin geçirilip geçirilmediği hususunun mahkemece re'sen göz önüne alınması gerekmektedir.
Davaya konu somut olayda, üyelikten çıkarma kararının davacıya 01.03.2000 tarihinde tebliğ edilmesine ve yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu yönünde bir iddianın da bulunmamasına göre, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı anlaşılmıştır. Ancak, mahkemece, davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen 14.05.2000 tarihli ihtarnamede, davacının 760.500.000 TL borcu olduğu, on gün içinde ödenmediği takdirde üyelikten çıkarılacağının belirtilmesi nedeniyle kooperatifin zımnen ortaklıktan çıkarma kararından vazgeçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, 1163 sayılı Yasa'nın "Ortaklıktan Çıkarılma Esasları ve İtiraz" başlığını taşıyan 16 ncı maddesinin son fıkrasında, ortaklık hak ve yükümlülüklerinin çıkarılma kararının kesinleşinceye kadar devam edeceğinin belirtilmiş bulunmasına göre, davacının ihracının kesinleşmesinden önce gönderilen ihtarnamenin bu hüküm doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir.
İhtarnameye konu borç miktarının ihraca dayanak yapılan ihtarnamelerde yazılı borç miktarından farklı olması da, bu son ihtarnamenin yeni bir borca ilişkin olduğunu gösterip, ihraç kararı kesinleşinceye kadar üyelikten doğan yükümlülükler aynen devam ettiğinden buna uyulmaması halinde üyelikten ikinci kez ihraç edilmenin de mümkün bulunmasına göre, 14.05.2000 tarihli ihtarnameye dayanılarak davalı kooperatifin üyelikten çıkarma kararından zımnen vazgeçtiği sonucuna varılamaz. Ayrıca, davacının hakkındaki ihraç kararının kesinleşmesinden sonra davalı kooperatifin banka hesabına ödediği 50.000.000 TL'sının kooperatif kayıtlarına geçmemiş olması da göz önüne alındığında, davalı kooperatifin ihraç kararından zımni bir vazgeçmesi bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacının ihraç kararının iptali davasının yasal sürede açılmadığı ve kooperatifin ihraç kararından zımnen vazgeçtiği yönünde bir delil de bulunmadığının anlaşılmasına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy