(6762 S. K. m. 336, 380, 455) (818 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manavgat Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.11.2004 tarih ve 2003/175 - 2004/719 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2005 günde davacı avukatı Sami Yılmaz ile davalılar avukatı Ahmet Kılıçoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, Antalya/Manavgat'ta hazineye ait taşınmaz üzerinde bulunan 186 oda 375 yataklı Defne-2 (Defne Otel Garden) otelin 49 yıllık kullanma hakkı sahibi olan davalı şirketin % 5 oranında hissedarı olduğunu, davalı şirketin yöneticileri olan diğer davalıların söz konusu oteli düşük bedelle, 5 yıl süre ile, yine kendileri ve yakınlarına ait yönetim kurulu üyesi oldukları dava dışı Side Turizm San. ve Tic. A.Ş.ne kiraya verdiklerine, davalı yönetim kurulu üyelerinin kasıtlı, hileli, muvazaalı işlemleri sonucu, hazinenin vergi kaybı dışında, müvekkili gibi azlık hissesi dahi olmayan küçük hissedarların mağdur olduğunu, TTK.nun 455 ve 336/2,5 nci maddeleri gereğince davalı yönetim kurulu üyelerinin pay sahiplerine karşı şahsen sorumlu olduklarını ileri sürerek, ıslah dilekçesi ile birlikte Defne Otel Garden'in 1999-2000-2001 ve 2002 yıllarına ait net gelirden davacının % 5 hissesine isabet eden 198.665.611.012.-TL.nın ödenmeyen her sene sonu itibariyle yasal faiziyle birlikte, otelin 2037 sene sonuna kadar getireceği net kazançtan davacının % 5 hissesine isabet eden peşin sermaye değerinin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili koşuluyla, muhik sebepler nedeniyle şirketten ayrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirketin 1991 yılından 1995 yılına kadar denetçisi olan davacının kira sözleşmelerinden haberdar olduğunu, sözleşmelerin yapılmasında usulsüzlük ve yolsuzluk olmaması nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiklerini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK. na göre anonim şirketten bir ortağın ayrılması, ayrılırken şirketten olan alacaklarının ödenmesi diye bir müessese bulunmadığını, kira sözleşmeleri ile ilgili olarak hile ya da muvazaanın yasal unsurlarının bulunmadığını, olayda TTK. nun 455 ve 336 ncı maddeleri koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalılar ile birlikte ortağı bulunduğu şirkete ait otelin yönetim kurulu üyeleri olan davalı gerçek kişiler tarafından cüz'i bir miktar ile kendilerinin yönetim kurulu üyesi oldukları dava dışı Side Turizm San. ve Tic. A.Ş.ne 5 yıl süre ile kiraya verildiği, davalıların, şirketin tek mal varlığı olan oteli kiraya vermelerinin basiretli bir tacir davranışı olmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdikleri, davacının yapılan işlemleri bilmesinin önem arzetmediği, ayrıca genel kuruldan yönetici konumundaki davalıların muamele yapma yasağı ile ilgili karar almalarının dahi hukuken geçersiz olduğu, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle delil niteliği taşımadığı, bu nedenlerle emsallere göre davacı alacağının belirlendiği, davacı zararının gerçek miktarını tespit imkanı olmadığından BK.nun 42 nci maddesi uyarınca her yıl için hesap edilen miktardan 1/4 oranında indirim yapıldığı, davacının diğer taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Davacı vekili, davacının ortağı olduğu davalı anonim şirkete ait turistik tesisin, şirketin yöneticileri olan diğer davalı gerçek kişiler tarafından çok düşük bedelle dava dışı şirkete kiraya verildiği, bu nedenle davacı ortağın dolayısı ile zarar gördüğünü ileri sürerek, gerçekte olması gereken kira bedeline göre, davacı hissesine düşmesi gereken 1999, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ilişkin kar payı alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı anonim şirkete ait tesisin ilk defa 01.01.1994 tarihinde dava dışı Side Turizm San ve Tic. A.Ş. ne 5 yıllığına kiralandığı, tesisin ikinci kez 01.01.1999 tarihli sözleşme ile aynı şirkete, aylık 2.000.000.000.-TL bedelle kiralandığı taraflar arasında tartışmasızdır.
08.11.1996 tarihinde yapılan 1994-1995 yılı olağan genel kurul tutanağına göre, 1994 ve 1995 yıllarında davacının, davalı anonim şirket denetçisi olduğu ve 08.11.1996 tarihli genel kurulda da, bir yıllığına tekrar denetçi seçildiği, 1994-1995 dönemine ilişkin olarak yönetim kurulunun ibra edilmesi yönünde görüş içeren rapor hazırladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının 01.01.1994 tarihli kira sözleşmesinden haberdar olmadığı yönündeki iddiasının kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.
01.01.1999 tarihli kira sözleşmesinden sonra yapılan genel kurul tutanakları ve ekleri incelendiğinde ise; 27.12.2002 günü yapılan 1999, 2000 ve 2001 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında okunan Yönetim Kurulu Raporu ve Murakıp Raporunda davalı anonim şirkete ait otelin tekrar Side Turizm San Tic A.Ş.ne 5 yıllığına kiraya verildiği, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında elde edilen brüt kira bedelleri açıkça yazdıktan sonra, gelir ve gider tablosunun onaylanması istenilmiş, davacının da hazır bulunduğu 27.12.2002 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeleri oy birliği ile ibra edilmiştir. Toplantıda gündemin 5 nci maddesinde ise, 1999, 2000 ve 2001 yılı karının dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bırakılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
Anonim Şirket yönetiminin zarara yol açan işlem ve yaklaşımları genel kurulda tüm açıklık ve ayrıntıları ile açıklanıp incelenmişse, genel kurulca verilen ibra kararı, gerçek anlamda borçtan kurtarma ve aklama niteliği taşır. Genel kurulun bu nitelikteki ibrası sonucu, artık yönetim kurulunun o faaliyet dönemine ilişkin tüm işlemleri hakkında zarara neden olsalar da, ortaklıkça ve ortaklarca sorumluluk davası açılamaz. 01.01.1999 tarihli kira sözleşmesi sonrasında, 1999, 2000 ve 2001 yılları kira gelirlerinin açıklandığı 27.12.2002 günlü genel kurulda, davalı anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalı gerçek kişiler, TTK. nun 380 nci maddesi uyarınca oybirliği ile ibra edildiklerine göre, genel kurulda hazır bulunan davacının 01.01.1999 tarihli kira sözleşmesinden ve şirkete ait otelin olması gerekenden çok düşük bedel ile dava dışı şirkete kiraya verildiği ve bundan kendisinin haberi olmadığı yönündeki iddiasına itibar edilemez. Kira sözleşmesinden ve kira bedelinden haberdar olan ve yönetim kurulunun bu işlemlerine icazet veren davacının, dolayısıyla zararını davalılardan istemesi mümkün görünmemektedir.
2- Kabul şekline göre ise; Davacının da ortağı olduğu davalı anonim şirketin 27.12.2002 tarihli genel kurulunda, gündemin 5 nci maddesinde, 1999, 2000 ve 2001 yılı karının dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bırakılmasına oybirliği ile karar verilmesi, kararın iptal ettirilmeyip, halen geçerli olması karşısında, bu döneme ilişkin kar payının davacı tarafından istenilmeyeceği; kar payının istenilmesinin mümkün olması halinde ise, bu bedelin tespiti açısından, dava konusu otelin emsallerinin kira bedelinin mahallinde yapılacak keşif sonrası belirlenmesi gerekirken, dava konusu otelin elde ettiği gelir üzerinden kar payı hesabının yapılması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy