(6762 S. K. m. 1292) (818 S. K. m. 44) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.03.2004 tarih ve 2001/785 - 2004/94 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2005 günde davacı avukatı Kamil Özgün ile davalı avukatı Mesut Adan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı ile sigorta ettiren Gökhan Fırat, sigortalısının İlhami Fırat ve menfaattarı müvekkili olan Ferdi Kaza Sigorta sözleşmesi akdedildiğini, sigortalının 27.04.2001 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında vefat ettiğini, buna rağmen davalı sigortaca ödeme yapılmasına yanaşılmadığını, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe de, davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete kaza ihbarının 06.07.2001 tarihinde yani olaydan 70 gün sonra yapıldığını, TTK. nun 1292 nci maddesi uyarınca olay tarihinden 5 gün içinde yapılması gereken ihbarın makul süre içerisinde yapıldığından söz edilemeyeceğini, aynı şahısların kazanın hemen akabinde bir başka sigorta şirketine derhal ihbarda bulunarak, bu şirketten yaptırılmış olan bin hayat, bir de ferdi kaza sigorta poliçesine istinaden yaklaşık 150.000.000.000. TL tutarındaki tazminatı tahsil ettiklerini, TTK. nun 1292/2 nci maddesi uyarınca her iki sigorta şirketine de bildirilmesi gereken diğer sigortanın bildirilmediğini, hasar ihbarının geç yapılmasının kasta dayanması nedeniyle TTK. nun 1292 nci madde hükmüne göre sigorta ettirenin sigorta haklarını zayi ettiğini, ilgili şahıslar hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddi ile % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, kastın varlığının kabul edilememesi halinde, tazminat miktarının kusur ağırlığı nispetinde tenziline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, toplanan kanıtların değerlendirilmesinden sigortalının ölü olduğunun kabulünün gerektiği, Hayat Sigortası Genel Şartları'nın B.4 maddesine göre, sigorta bedelinin tüm belgelerin sigortacıya verilmesinden itibaren 10 gün içerisinde ödenmesinin gerektiği, buna göre davalının 13.07.2001 tarihinde temerrüde düştüğü, ölüm halinde hak sahiplerine ödenecek tazminatın maktu nitelikte olması nedeniyle, sigorta aleyhine % 40 tazminata da hükmedilmesi gerektiği, ihbar mükellefiyetinin ölüm tarihinden 13 gün sonra yerine getirildiği, gecikmenin kasta dayalı olarak yapıldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı, sigorta ettirenin başka lehtarın başka olması karşısında davacının ihbar tarihinden daha önceki bir tarihte sözleşmeden haberdar olduğunun da iddia ve ispat edilemediği, TTK. nun 1292/son fıkrası uyarınca, BK.nun 44 ncü maddesi hükmü gözetilerek herhangi bir tenkisat yapılmasına gerek görülmediği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 93.433.040.000. TL anapara ve 33.149.500.000. TL faiz olmak üzere iptali ile takibin anaparaya takip tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle devamına, hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 50.633.016.000. TL % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davaya konu ferdi kaza sigorta sözleşmesinin bir meblağ sigortası olmasına, alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2/2 nci maddesi uyarınca avans oranında temerrüt faizi uygulanmasının tabii bulunmasına, bu durumda gerek takibe konulan asıl alacağın gerekse, takip tarihine kadar ödenmek zorunda olunan temerrüt faizi miktarının hesaplanabilir, bir başka deyimle likit bulunmasına, açıklanan nedenle takibe konu alacak miktarının tamamı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 400.000.000. TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.070.66 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy