(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 99) (1086 S. K. m. 94, 417) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (ZMSS) m. B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Refahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.02.2004 tarih ve 2002/111-2004/46 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Fettullah ve Şeyda İnş. Nak. Tarım Gıd. San. ve Tic. San. Ltd. Şti ile sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigorta vekilinin, TTK.'nun 1301 nci madde hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine, açtığı rücu davası sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararı, davalılardan Fethullah ve Şeyda Ltd. Şti. vekili ile sigorta vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan sigorta vekilinin aşağıdaki bendin, diğer davalılar vekilinin aşağıdaki 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin rücuan tazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 99/1 nci madde hükmü ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 12 nci madde hükmü uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut olayda, davalılardan sigortanın, davadan önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmemiş olup, mahkemece de, dava tarihinde bu davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilmiş ve hüküm davacı tarafça da temyiz edilmemiştir. Bu davalı, dava sırasında ilk oturumdan önce ZMSS. poliçe limiti olan 2.000.000.000 lira ödeme yapmış, herhangi bir temerrüt faizi ödememiştir. Mahkemece, dava ile ödeme tarihi arasında geçen süre için temerrüt faizinin tahsiline karar verilmiş ise de, bu davalı hakkında herhangi bir meblağa hükmedilmemiş, diğer davalılar aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti miktarı bu davalıya da yüklenmiştir. Bu davalı vekili, faiz ve fer'ilerinden de müvekkili sigortanın davacı tarafından ibra edildiğini, ibranamenin dosyada mevcut olduğunu temyiz dilekçesinde ileri sürmüş ise de, böyle bir ibraname dosyada bulunmamaktadır.
Bu davalı, temerrüt faizinden, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden de ibra edilmiş ise, davanın bu davalı bakımından reddine karar verilmesi ve HUMK'nun 94/2 nci maddesi hükmü koşulları gerçekleşmiş olacağından, yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerekecektir. Zira, bu madde hükmünde, davalı hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk celsede davacının iddiasını kabul etmiş ise yargılama gideri ile sorumlu olmayacağı öngörülmüştür. Böyle bir ibraname yok ise, bu davalı, dava konusu alacağın bir kısmını (temerrüt faizini) ödemediğine nazaran, HUMK. nun 94/2 nci maddesi hükmü uygulanamayacağından, mahkemece hesaplanıp, belirlenecek olan temerrüt faizi miktarı üzerinden, HUMK. nun 94/3 ncü ve 417 nci maddeleri uyarınca, bu davalıya yüklenecek yargılama giderleri ve tarife uyarınca vekalet ücreti miktarları hesaplanıp hükmedilmek gerekirken, bu olasılıklar üzerinde durulmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan, ZMSS. Genel Şartları'nın 12/4 ncü maddesi uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Diğer davalılar bakımından hükmolunan tazminat miktarı, poliçe limitini aştığına göre, limitin tazminata olan oranı dahilinde davalılardan sigorta yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmak gerekirken, diğer davalılar aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti miktarından mümeyyiz davalının da sorumlu tutulması kabul şekli bakımından da doğru olmamıştır.
3- Diğer davalıları vekilinin temyizine gelince; TTK. nun 1301 nci madde hükmü uyarınca sigortacının, sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekmektedir. Bu nedenle sigortacının, sürücü ve malike rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Bu itibarla, malik ve sürücü konumundaki diğer davalılar bakımından temerrüt faizinin başlangıcı, davacının, selefi sigorta ettirene yaptığı ödemenin tarihi olup, mahkemece, bu davalılar bakımından istem gibi, ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, istemin aşılarak olay tarihinin bu davalılar için faize başlangıç yapılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta vekili ile diğer davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan sigorta vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy