(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 341) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 9.10.2003 tarih ve 2001/695-2003/702 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife aidat borçları, personel ve iş avans borçları bulunmasından dolayı hakkında icra takibi yapıldığını, ancak takibe itirazda bulunduğunu ileri sürerek ıslah sonucu 5.051.566.383 TL sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının davasının ıslah edilmiş şekli ile 5.051.566.383 TL lik bir alacak davası olduğu, ıslah dilekçesinin davalıya usulen tebliğine rağmen bu dilekçeye karşı da herhangi bir yanıt verilmediği, benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının takip tarihi itibariyle üyesi olduğu kooperatife aidat ve avans borçları nedeniyle 2.119.916.383 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalının aidat borcu ile yöneticilik yaptığı dönemde alıp kapatmadığı iddia olunan avansların tahsili istemine ilişkindir. Avans borcu, davalının üyelik sıfatından kaynaklanmayıp yaptığı yöneticilik görevi ile ilgili bulunduğundan, davalı hakkındaki bu istem temelde yöneticinin sorumluluğu esaslarına dayanmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98. maddesi hükmüne göre, bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda TTK'nun Anonim Şirketlere ait hükümleri uygulanır. TTK'nun konuya ilişkin 341.maddesi hükmüne göre, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kuruldan bu konuda izin alınması ve davanın da denetçilerce açılması gerekir. Dosyada mevcut genel kurul kararları incelendiğinde davalı hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmadığı gibi, davanın da yönetim kurulunun verdiği vekaletname uyarınca açıldığı anlaşılmıştır. Davanın TTK'nun 341. maddesinde, belirlenen koşullar yerine getirilmeksizin açıldığının anlaşılmasına göre, Dairemizin yerleşmiş görüş ve uygulaması uyarınca bu eksiklik usule ilişkin bir sorun oluşturmakla, HUMK. nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca giderilmesini teminen ilgili tarafa uygun önel tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava şartı olan bu yön üzerinde durulmaksızın davalı aleyhine doğrudan açılan avans borcuna ilişkin istemle ilgili olarak işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın avans borcuna yönelik kısmının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy