(4721 S. K. m. 2) (556 S. KHK m. 7, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2003 tarih ve 2002/408-2003/559 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin önce tescilli "YABALI + ŞEKİL" markasındaki logoyu, davalının sonra tescilli "DİRGENLİ" markası yanında tescil ettirdiğini, logonun iltibas yarattığını ileri sürerek, davalının tescil ettirdiği logonun terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1985 yılından beri tescilli markasını bilen davacının açtığı bu davanın MK.nun 2 nci madde hükmüne aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının uzun süre sessiz kalarak bu davayı açtığını davalının kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalının markası yanında tescil ettirdiği logonun iltibas yarattığı iddiasına dayalı terkin istemine yöneliktir.
Çekişme noktalarından biri de, davanın MK.nun 2 nci madde hükmüne aykırı olup olmadığına ilişkindir.
Davacı 1965 yılından beri piyasada kullandığı ve tescilli dava konusu logo için en son 1998 yılından itibaren 10 yıl için tescil belgesi almış; davalı ise, iltibas yarattığı bu yargılamada belirlenen benzer logoyu 8.11.1985 tarihinden itibaren 10 yıl için tescil ettirdikten sonra, 22.11.2000 tarihinden itibaren 10 yıl için bir kez daha tescil ettirmiştir.
Mahkemece, davanın MK.nun 2 nci maddesine aykırı olarak açıldığını davalının kanıtlayamadığı sonucuna varılarak, dava kabul edilmiştir. Oysa, davacı vekilinin 25.2.2003 tarihli dilekçesinde, davalının 1982 yılından beri davacının uzun yıllar müşterisi olduğu ve davalının 1985 yılında aynı logo için tescil belgesi alarak, davacının ürünlerinin çok satıldığı Samsun-Çarşamba- Bafra yöresinde ticari faaliyet yürüttüğü belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının 18.6.2000 tarihinde açılan bu davaya kadar, uzun yıllar sessiz kaldığının kabulü gerekir. Davalının 8.11.1995 ile 22.12.2002 tarihleri arasında marka tescili yok ise de, ticari faaliyetini bu dönemde de devam ettiren davalıya karşı, davacı, bu dönemde de dava açmamıştır.
Davalının logosu iltibas yaratmakla birlikte, MK.nun 2 nci maddesi uyarınca korunmaya değer görülmesi gerekecektir. Her iki tarafın tescilli olan markalarının tescilli olarak piyasada varlığını sürdürmesini engelleyen bir hüküm 556 sayılı KHK'de bulunmamakta idi. Ne var ki 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanun ile bu KHK'nin 7 nci ve 42 nci madde hükümlerinde yapılan değişiklik ile bu husus engellenmiş ise de, bu değişikliğin bu davada uygulanmayacağı açıktır.
Bu durumda, davanın MK.nun 2 madde hükmü uyarınca reddi gerekirken, yazılı gerekçeler ile kabulü doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy