(7201 S. K. m. 21) (1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uzunköprü Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.05.2003 tarih ve 2002/2-2003/224 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin ihracına karar verildiğini, tahsis edilen konutun genel kurul kararı uyarınca satıldığını, her iki kararın da 29.09.2001 tarihinde yapılan başvuru sonucu öğrenildiğini, alınan kararların yerinde olmadıklarını ileri sürerek, iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın üç aylık süre içerisinde açılmadığını, davacının ödemeye ilişkin ihtarlara uymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında daha önce cereyan eden davada bildirilen adrese tebligat yapıldığı, ihraç kararının tebliğ edilemediği,ilanen tebliğ yoluna gidildiği,üç aylık yasal sürede dava açılmadığı gerekçesiyle,davanın reddine verilmiştir.
1- Dava, kooperatifin üyeliğinden ihraç kararı ile tahsis edilen konutun satılmasına ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, ortaklıktan ihraç ve tahsis edilen konutun başkasına satılması kararlarını müvekkilinin üyeliğinin devri için yapılan başvuruya verilen 29.01.2001 tarihli cevabi yazıdan öğrenildiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili, davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığını savunmuştur. O halde uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tespit edilmesi gerekir. İptali istenen ihraç kararı, davacının akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle verilmiştir. İhraç kararına esas olan birinci ve ikinci ihtarnameler, taraflar arasında daha önce cereyan eden ihraç kararının iptali davası sonucunda tesis edilen mahkeme kararında yazılı adrese tebliğ edilmiştir. Bu tebliğler, Tebligat Yasa'sının 21 nci maddesi uyarınca yapılmıştır. Ancak, aynı adrese çıkarılan ihraç kararının tebliğine ilişkin belge ise davacının adresten ayrıldığı gerekçesiyle iade edilmiştir. Bilahare ihraç kararı, 16.01.2001 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan ilanla tebliğ olunmuştur. Dava ise, 27.12.2001 tarihinde açılmıştır. Mahkemece, üç aylık yasal sürede dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Ortağın aidat ödemelerini yapmaması durumunda kendisine yapılacak tebligatlar Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğü'ne uygun olması gerekir. Davacı vekili, kooperatife bildirilmiş adresin değiştirilmediğini ileri sürmüştür. Kaldı ki, ihraç kararı doğrudan doğruya gazete ilanıyla tebliğ edilmiş olup, öncesinde davalının davacının adresine yönelik bir araştırma yapıp yapmadığı üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, gazetenin hangi tarihli olduğu tam olarak belirlenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, gerektiğinde davalı kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak ihraç kararının usulüne uygun tebliğinin yapılıp yapılmadığı üzerinde durulup, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy