(6762 S. K. m. 1278) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2003 tarih ve 2001/108-2003/1979 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2005 gününde davacılar avukatı S. Özyurt gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin müştereken sahip oldukları binanın davalı şirkete tüm riskleri kapsayacak şekilde sigortalı olduğunu, binanın 29.08.2000 tarihinde, yıkılma sonrası oluşan zararın davalı tarafından ödenmediğini ile sürerek, şimdilik toplam 230.000.000.000 TL. nın olay tarihinden itibaren TCMB avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılara ait binanın ayıplı inşaat olup, TTK.'nun 1278. maddesi uyarınca sigorta ettirenin kasdı ve malın ayıbından doğan hasarlardan sigortacının sorumlu olmadığını, dava konusu binanın, iskan izni alınmasına imkan bulunmayan ve tasdikli projeye aykırı inşa edildiğini, bilinçsizce sonradan dayanıklılığı artırıcı ilave sistemler inşa edilmek istenen binanın bodrum katına atık su tesisatı ve tuvalet eklenmek istenirken çöktüğünü, kaldı ki istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi ve dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacılara ait 7 kat olduğu belirtilen binanın her ne kadar projesine uygun hatta projesi dahi olmadığı belirtilmiş ise de, 17.08.1999 tarihindeki depremden sonra ilgili Belediye ve Bakanlık yetkililerince yaptırılan tespitlere göre binanın hasarsız olduğu, bu tespitlerden sonra binanın yıkılmış olması nazara alındığında, yıkılmanın davalı tarafın savunmasının aksine binanın projesine uygun olmadığı veya ayıplı inşa edilmesinden kaynaklanmadığı, yıkılmanın ana nedeninin bina zemininden kaynaklandığı, bu haliyle de taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesi ek kitapçığında yer kayması başlığını taşıyan kloza uygun olduğu, toplam 4 poliçeye konu binadaki hasarın olay tarihi itibariyle 151.800.962.000 TL. olduğu, 8.167.460.500 TL. enkaz kaldırma bedeli, 10.802.166.663 TL.eşya bedeli ile 8.467.200.000 TL.kira kaybının da sigorta kapsamında olduğu gerekçesiyle, toplam 179.237.789.163 TL.nın 31.08.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davalı şirkete sigortalı binanın heyelan sonrası yıkılması nedeniyle, sigorta alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacılara ait binaya iskan izni alınmasına imkan bulunmayıp, tasdikli projeye aykırı inşa edilmesi nedeniyle ayıplı olduğunu, TTK. nun 1278.maddesi hükmü gereğince müvekkilinin zararı tazmine mecbur olmadığını savunmuştur.
TTK. nun 1278 nci maddesinin 2.cümlesi hükmüne göre, hiçbir halde sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kasdından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur değildir. Sigorta sözleşmesine konu binaya ait belediyece tasdik edilmiş bir projenin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sigorta poliçesinde de, dava konusu taşınmazların tasdikli projesinin bulunmadığı, başka bir ifade ile projeye aykırı olması halinde dahi sigorta edildiğine dair hüküm bulunmamaktadır.
29.03.2002 tarihli bilirkişi raporunun 9.sayfasında Bu tür zeminlerde inşaat yapılması zorunlu ise, mutlaka kil tabakasının derin kazılarla hafriyatın yapılması ve temel sistemi olarak kazıklı temel veya radye temelin tercih edilmesi ve bina temelinde drenaj önlemlerin alınması gerekir. denilmiş, ancak davacılara ait binanın bu duruma uygun yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörenin heyelan bölgesi olduğu da dikkate alınarak, bu yörede belediye tarafından kaç katlı binaya izin verildiği, yapılacak binalar için öngörülen bir proje olup olmadığı araştırılarak, davacılara ait binanın tespit edilecek bu duruma aykırı olup olmadığı, aykırılık olması halinde, bu durumun heyelan sonucu yıkılmada etkisinin ne olduğu, kısaca hasarın, binanın ayıbından kaynaklanıp kaynaklanmadığının, 29.03.2002 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hususlar da dikkate alınarak, araştırılması gerekirken, bu konuda yeterli araştırma yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davacılar vekilinin temyizine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu sigorta poliçelerinin, davacılara ait binanın tümüne ilişkin olmayıp, her bir müstakil bölümün metrekare esasına göre ve ayrı ayrı sigorta ettirilmiş bulunmasına, bu nedenle taşınmazların değerinin tespitinde metrekare esasına göre işlem yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre davacılar vekilinin diğer temyizlerine gelince; davacılar vekili, sigortalı binanın yıkılması nedeniyle, poliçelerde teminat altına alınan kira kaybı ve alternatif konut ile işyeri kira bedelinin de tahsilini istemiştir. Mahkemece sadece 0760780176 numaralı poliçeden dolayı kira kaybına hükmedilmiş olup, 30.09.2003 tarihli ikinci bilirkişi raporuna neden itibar edildiği de açıklanmadan, diğer poliçelerden dolayı kira kaybı ya da alternatif kira bedeline ilişkin taleplerin reddedilmesi doğru değildir.
Ayrıca, taraflar arasındaki sigorta ilişkisi TTK. da düzenlenmiş olup, sigorta sözleşmelerinden doğan alacağa, davacılar talebi de dikkate alınarak, 3095 sayılı Yasa'nın 2/2.maddesi gereğince TCMB. nın avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranına göre temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, gerekçe gösterilmeden yasal faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğer tarafa verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 12.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy