(6762 S. K. m. 626, 629, 642, 690) (818 S. K. m. 65)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2003 tarih ve 1995/560-2003/350 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2005 günde davacı avukatı M. Hapil gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı S. Yıldız'ın borcuna karşılık müvekkiline verdiği bononun tahsili amacıyla mafya olarak bilinen A. Bilir'in adamı N. Kaynak aracılığı ile davalıya verildiğini, davalının bono bedelini tahsil edip müvekkiline ödemesi gerekir iken keşideci ve diğer cirantalar ile birlikte müvekkili aleyhine icra takibine koyduğunu, bono bedelinin ödenmek zorunda kalındığını, bonoda müvekkilinin cirosundan sonra cirosu bulunan H. Yavuz'un davalının adamı olduğunu ve bu kişi ile müvekkili arasında herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, bononun hile ile elinden alındığını ve herhangi bir protesto yapılmaksızın ciranta olan müvekkili aleyhine takibe konulduğunu ileri sürerek, cirantaya karşı müracaat hakkı düşen davalının müvekkilinden tahsil ettiği 80.000 DM ve faizi tutarı 3.920 DM olmak üzere toplam 83.920 DM.nin %40 tazminat ile birlikte davalıdan istirdadını istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bonoyu ciro silsilesi içinde yetkili hamil olarak devraldığnı, dava dışı H. Yavuz'un bono vadesi geldiğinde tahsil kabiliyeti olup olmadığını müvekkiline sorduğunu ve müvekkilinin de davacıyı sorup öğrendikten sonra bononun gönderilmesini istediğini, bononun takibe konulmasından sonra davacının mallarının haczedildiğini, borcun dosyaya ödendiğini, herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyası içeriğine göre, dava konusu bononun eski eser niteliğindeki altın heykelin kaçak olarak alınması amacıyla satıcılara verilen paranın karşılığında düzenlendiği, tahsil amacıyla ciro yoluyla senet mafyası adamlarına verildiği ve davacı aleyhine yapılan takip sonucunda ödendiği, BK.nun 65. maddesi gereğince yasaya uygun olmayan bir amacı sağlamak için verilen şeyin geri alınamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu bono her ne kadar davacı yanca BK.'nun 65. maddesinde öngörülen geri almanın caiz olmadığı bir alacak için elde edilmiş ise de; somut olayda davacı, keşideciden bir talepte bulunmamaktadır. Davacının talebi kendisinden sonra ciro ile bonoyu devralan davalının, bono bedelini ciranta olan davacıdan tahsil etmiş olmasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Bononun tahsil cirosu ile davalıya devredildiğine ilişkin bir kayıt yoktur. O halde ciro temlik cirosudur.
TTK. nun 690 ncı maddesinin yollaması ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 626, 629 ve 642 nci maddeleri hükümleri gereğince, hamilin cirantalar hakkında takip yapabilmesi için kanunda yazılı sürelerde bononun keşidecisine protesto keşide etmesi gerekir. Aksi halde, cirantalara başvuru hakkını kaybeder.
Somut olayda TTK.'nun 642.maddesi gereğince protesto keşide edilmemiş olması nedeniyle hamil olan davalının müracaat hakkı düşmüştür. Davacı ödemelerini de 23.05.1995 tarihli icra talepnamesinde çekince ile yapmıştır.
Mahkemece bu husus göz ardı edilerek ve BK.'nun 65.maddesindeki düzenlemeye yanlış bir anlam vermek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy