(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çarşamba Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2003 tarih ve 2003/191-2003/434 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif tarafından müvekkili aleyhine (2.777.500.000) TL. üzerinden icra takibine girişildiğini, alacaklının müvekkilce takipten önce yaptığı ödemeleri dikkate almadığı gibi alacağını T.C Ziraat Bankası Yeşilırmak Şubesi'ne temlik ettiğinden alacaklı sıfatı kalmadığını ileri sürerek takibin iptalini, müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitini ve %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve Dairemiz'e ait 06.03.2003 tarihli ilama dayanılarak, davacının gerçekte (1.561.589.587) TL. borçlu olduğu, ancak 10.12.2003 tarihli dilekçe ile borç miktarının (2.208.369.000) TL. olduğunu açıkça kabul ettiği, bu miktardan ödemeler düşünüldüğünde (1.843.369.000) TL. borcun bulunduğu, takibin haksız ve kötüniyetli olduğunun tespit edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının takip tarihi itibariyle davalıya (1.843.369.000) TL. borçlu olduğunun tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece her ne kadar Dairemiz'e ait bozma ilamına uyularak davacıdan talep edilebilecek borç miktarının belirlenmesine girişilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Öncelikle davacı vekilince sunulan 10.12.2003 tarihli dilekçedeki beyanlar mahkemece yanlış değerlendirilmiştir. Zira anılan dilekçede, davalı kooperatif tarafından belirtilen şekilde kooperatifçe (2.777.500.000) TL. üzerinden icra takibine girişildiği, oysa müvekkilce yapılan (395.000.000) Tl. ödeme dikkate alınırsa asıl alacağın (898.525.000) TL. olacağı beyan edilmiştir. Bu beyandan, davacının borç miktarının (2.208.369.000) TL. olduğunu açıkça kabul ettiği sonucunu çıkarmak mümkün değildir.
Yine, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda takip tarihinden önceki davacı ödemelerinin (365.000.000) TL. olduğu belirtilmiş ve mahkemece bu miktar esas alınmıştır. Oysa davacının ödemesinden başka, 05.05.1998 tarihli (30.000.000) TL. miktarında bir ödemesi daha vardır ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada dikkate alınmamıştır. Bu durum karşısında mahkemece davacıdan talep edilebilecek borç miktarı belirlenirken, davacı vekilinin beyanının yanlış değerlendirilmesi ve davacı ödemelerinin eksik hesaplanması doğru olmadığı gibi, açılan davanın menfi tespit davası olduğu gözetilmeden borçlu olunan miktarın tespitine şeklinde karar tesisi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy