(818 S. K. m. 55)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2003 tarih ve 2000/191-2003/966 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2005 gününde davacı avukatı Nejat Özer ile davalı avukatı Türkay Kezer gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Toptancı Hali Şubesi'ndeki hesabından daha önce imzalatılan boş dekontlardan birini kullanan ( sonradan intihar eden ) Şube Müdür Yardımcısının usulsüz olarak çektiği ( 7 ) milyar lirayı zimmetine geçirdiğini, bankanın bu işlemlerden sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın 06.12.1999 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ölen personelin usulsüz iş ve işlemlerinden doğan müşteri taleplerinin karşılanmaya çalışıldığını, ancak davacı muhasebecisinin 06.12.1999 tarihli tediye fişini imzalayarak ( 7 ) milyar lirayı nakten çektiğini, çekilen bu meblağın repo yapıldığını gösteren bir saklama makbuzu veya tahsil fişinin ibraz edilemediğini, tediye fişinin servis çeki şeklinde düzenlendiğini ve çek üzerinde ödemenin repo amaçlı olduğu açıklamasının bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara, tanık anlatımlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka şubesi müdür yardımcısı A.O.nun birçok müşteriden imzalı boş dekont aldığı, müşterilerin de sırası geldikçe telefonla işlem yaptırdıkları, anılan personelin de bu durumdan yararlanarak usulsüz işlemler yaptığı, bu boş dekontlarla müşteri hesaplarından para çekip zimmetine geçirdiği, davacının şirketinin muhasebecisi A.D.'ye verilmiş bir vekaletname yada bankaya yönelik yazılı talimatının bulunmadığı, personelinin usulsüz işlemlerinde ağır kusurlu olan davalının BK.nun 55. maddesi uyarınca sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının davalı bankanın Toptancı Hali Şubesi nezdinde ( 01414430 ) nolu vadesiz kişisel hesabının yanında ayrıca büyük ortağı bulunduğu dava dışı Er-ol İnş. Ltd. Şti.'ne ait başka bir hesap daha bulunmaktadır. Uyuşmazlık, dava dışı şirket muhasebecisinden önceden alınan imzalı boş tediye fişlerinden birinin banka müdür yardımcısı tarafından davacının kişisel hesabından ( 7 ) milyar lira çekildiği yolunda doldurulmasına karşın bu meblağın davacıya eylemli olarak ödenmediği, aynı tarihte ( 6.12.1999 ) sadece bir milyar liranın çekilerek bir başkasına havale edildiği, başka bir fişle ödenmiş gibi gösterilen ( 7 ) milyar liranın gerçekte repo yapılacağı söylenerek banka bünyesinde tutulduğu iddia edilerek bu meblağın tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, tediye fişi servis çeki biçiminde düzenlenmiş olup, çek üzerinde ödemenin repo amaçlı olduğuna ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi, sözkonusu meblağın repo yapıldığını gösteren bir saklama makbuzu veya tahsil fişinin varlığı davacı tarafça ispat edilememiştir. Bu durumda, davalı bankanın sorumluluğunun doğması, tediye fişindeki imzanın hile ile alındığının ispatına bağlıdır. Mahkemece, bu yön üzerinde durulmadan imza sahibi şirket muhasebecisi Ali Dinarcan'ın vekaletname veya bankaya yönelik yazılı talimatla davacının kişisel hesabı üzerinde tasarrufa yetkili kılındığının davalı bankaca belgelenemediği gerekçesiyle, davalının sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Oysa, 03.06.2003 tarihli oturumda tanık olarak dinlenilen A.Dimarcan, davacı hesabından kendisine ödenen bir milyar lirayı şirket çalışanına bizzat havale ettiğini bildirmiştir. Bu kişi, önceden boş olarak imzaladığı dekontları şirket hesabında kullanılmak üzere verdiğini söylemiş ise de, davacı hesabı ile ilgili eylemli rolü tam olarak irdelenmemiştir.
Bu bakımdan, banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, davacının kişisel hesap akışının saptanması, şirket muhasebecisinin davacı hesabı ile ilgili işlemlerinin alışılmış bir uygulamaya dönüşüp dönüşmediği, bu tasarrufların yayıldığı zaman ve içerdiği yoğunlukça davacının bilgi ve rızasına dayalı olup olmadığının saptanması davacı bakaca ödenmiş görünen ( 7 ) milyar liranın tekrar bankaya döndüğü iddiasına ilişkin sorularak toplanacak kanıtlar değerlendirilerek oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy