(6762 S. K. m. 173/2, 187/3, 161, 57/6, 199) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.04.2004 tarih ve 2002/784 - 2004/115 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalının % 40 ve % 60 hisse ile ortağı oldukları, E. Kimya Sanayi ve Ticaret Koll. Şti.nin kurulmasından bir süre sonra güvensizliklerin başladığını, davalının rekabet yasağını çiğnediğini, başkasına kiraya verdiğini, şirketin unvanında geçen "E" ibaresini kurduğu Ltd. Şti. için de kullandığını ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 173/2, 187/3, 161, 57/6. maddeleri hükümlerine uyan eylemleri nedeniyle davalının ortaklıktan çıkartılmasını için haklı nedenlerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile fesih ve tasfiye olmaksızın ortaklığa ait işletmenin bir bütün olarak davacıya tahsisi ile teslimine, davalının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Kolektif şirket ortağı davalının ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, davacının fesih ve tasfiye isteminde bulunmaması ve davalı ortağın yönetim yetkisinin tedbiren kaldırılarak, davacıya bu davayı açmaktaki amacının, TTK'nın 199. maddesi hükmündeki olanaktan yararlanmak olduğu sonucuna varılmak gerekir. Bu durumda, davacı açıkça bu madde hükmünde yazılı istemde bulunmamış ise de, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dayanılan maddi vakıalar karşısında, davacının yazılı isteminin içinde ve özünde, bu maddeye ilişkin istemin de yer aldığının kabulü gerekir. 04.06.1958 tarih ve 16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na ve HUMK'nın 76. maddesi hükmüne göre, hakim, tarafların dayandıkları maddi vakıalar ile bağlı ise de, bu vakıalara ve istem sonucuna uygun yasa maddesini ( hukuki sebebi ) re'sen bulup, uygulamak zorundadır. Olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir. Bu itibarla mahkemece, TTK'nın 199. maddesi hükmüne göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Diğer yandan, iki ortaklı kolektif şirkette, TTK'nın 199. maddesi hükmündeki olanaktan yararlanmak isteyen ortağın, çıkarılmasını istediği diğer ortağa göre kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekmektedir. ( Bkz. Dr. Ersin Çamoğlu, Kolektif Ortaklıkta Haklı Sebep Kavramı ve Ortağın Haklı Sebeple Çıkarılması, 1976, İstanbul, 1.Bası, Sh. 83 ve 85 ). Davalı vekilinin rapora itiraz ve temyiz dilekçesinde, davacı ile ilgili dayandığı kusur hallerinin, yargılama sırasında davalının saptanan kusurlarına göre daha hafif kapsamda olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, mahkemece, davalının çıkma payı hesaplanıp, TTK'nın 199. maddesi hükmü son cümlesi uyarınca hükmedilmesi gerekir ise de, davacının ileride çekişme çıkarması halinde, her zaman bu isteme ilişkin davalının dava açma hakkı ve olanağı bulunmaktadır.
Bu itibarla, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yukarıda yapılan açıklama ve gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.