(6183 S. K. m. 1, 54) (2560 S. K. m. 22) (Yer Altı Suyu Satışı, Taşınması, Tüketilmesi ve Denetlenmesi Esaslarına İlişkin Yön. m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fatih Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.2003 tarih ve 2003/465-2003/992 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kuyusundan su çıkartarak izinsiz olarak sanayi suyu satışı yaptığını, bu eylemi nedeniyle yer altı suyunun satışı ve taşınması, tüketilmesi ve denetlenmesi esaslarını belirleyen yönetmelik hükümleri uyarınca 841.571.280.- TL sanayi suyu satış ceza bedelinin tahakkuk ettirilerek davalıya bildirilmesine rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek anılan bedelin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, işyerinin içerisinde bulunan kuyudan çıkan kaynak suyunu kendi işinde kullandığını, kimseye satışını yapmadığını, davacının elemanları tarafından düzenlenen tutanağı kabul etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının sanayi suyu satış izin belgesi olmaksızın sanayi suyu satışı yapması nedeniyle adına tahakkuk ettirilen para cezasının tahsili istemine ilişkindir. 2560 sayılı İski Yasası'na göre çıkarılmış bulunan yer altı suyu satışı, taşınması, tüketilmesi ve denetlenmesi esaslarını belirleyen yönetmeliğin 9.5/c maddesinde bu tür bedellerin ödenmemesi halinde 6183 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiştir. 6183 Sayılı Yasanın 1'inci ve 54'üncü maddelerinde ise özel takip olanağı bulunması halinde genel hükümlere göre dava açılamayacağının hüküm altına alınmış olmasına göre, mahkemece davaya konu idari para cezasının 6183 Sayılı Yasa uyarınca tahsili yoluna gidilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulü doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalının esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA; ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy