(6762 S. K. m. 1329, 1332)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.12.2003 tarih ve 2002/1641-2003/1779 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin murisinin davalı sigorta şirketinde hayat sigorta poliçesi ile sigortalı iken vefat ettiğini, yapılan müracaata rağmen poliçe haklarının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 500.000.000.TL. vefat tazminatı ve 500.000.000.TL. birikimli kar payı alacağının 05.05.2001 vefat tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile, vefat tazminatının tamamı olan 5.970.000.000.TL.nın tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, sigortalıya poliçe başlangıcından önce Hepatit B tanısı konduğunu, buna rağmen beyan edilmediğini, vefat tazminatının bu nedenle ödenemeyeceğini, birikim kapitali tutarı 1.545.378.379.TL.nın ise derhal ödenebileceğini, temerrütleri bulunmaması nedeniyle faizin ancak dava tarihinden istenebileceğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia ve savunma ve dosyadaki belgelere göre, sigortalının, Hepatit B hastalığının davalıya beyan edilmediği, bu rahatsızlığın riski yüksek bir hastalık olmasına rağmen tedavisinin mümkün olduğu, bu nedenle başlangıçta beyan edilseydi sigortacının kesin olarak poliçeyi tanzim etmeyeceğinin söylenemeyeceği, davalının alınan prim ile alınması gereken prim farkını davacıdan isteyebileceği, uygulamada bu oranın %40 olarak kabul edildiği, vefat tazminatı miktarı 5.970.000.000.TL. ile birikim kapitali 1.545.378.379.TL.dan davacının veraset ilamında payına düşen miktarı istemekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 1.878.844.594.TL.nın davalıdan tahsiline, bu miktarın 886.344.594.TL.sına 05.11.2001 tarihinden itibaren, kalan 992.500.000.TL.ya ıslah tarihi olan 02.07.2003 tarihinden itibaren %60 ticari faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan vefat tazminatı ve birikim kapitali istemine ilişkindir.
T.T.K.nun 1329.maddesi ve buna paralel düzenleme getiren Hayat Sigortası Genel Şartları A.1. maddesi uyarınca hayat sigorta sözleşmesinin sigorta ettiren tarafından bir üçüncü kişi lehine yaptırılması mümkün olup, rizikonun gerçekleşmesi halinde kural olarak sigorta tazminatını sigortacıdan isteme hakkına sahip olan bu kişi lehdar olarak tanımlanmıştır. Anılan kanun maddesinin 2.fıkrasına göre de, lehdarın sigorta alacağı terekeye dahil bulunmamaktadır.
Somut olayda davaya konu sigorta poliçesi incelendiğinde, menfaattar olarak sigortalının annesi davacı Bahriye Uluç ile kardeşi dava dışı Gülderen Demirseren gösterilmiştir.
Bu durumda sigorta poliçesinin menfaattarlarından biri olan davacının, hesap edilen tazminat miktarının ½'si üzerinde hak sahibi olduğunun nazara alınması gerekirken, sigorta ettirenin veraset ilamındaki davacı payına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davacı vekili dava dilekçesinde tazminatın murisin ölüm tarihi olan 05.05.2001 tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiştir.
İlke olarak Hayat Sigorta Sözleşmelerinde alacağın muaccel olduğu tarih T.T.K.nun 1332/son maddesi ile Hayat Sigortası Genel Şartları B maddesine göre belirlenmelidir. Buna göre, sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmek zorunda olup, sigorta bedeli de bu beş günün geçtiği tarihte muaccel olmaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca davalının temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken dosya kapsamına uymayacak şekilde dava tarihinden itibaren faiz tatbik edildiğinin belirtilmesine rağmen davacının belgelerindeki eksikliğin tamamlandığı tarihten itibaren faize karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraf vekillerine iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy