(6762 S. K. m. 93)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.01.2004 tarih ve 2003/31-2004/34 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin cari hesap ve fiyat uygulama sözleşmesi uyarınca yerine getirdiği taşıma işi nedeniyle düzenlediği 3 faturanın davalı tarafından itiraz edilmemesi sonucu kesinleştiğini, sözleşmeye göre ödeme süresinin 3 gün olduğunu ve süresi içerisinde ödeme yapılmazsa faturadaki indirimin iptali hakkının saklı tutulduğunu, ödeme yapılmadığı için düzenlenen 350.606.799.- Lira bedelli indirim iptali faturasının da itiraza uğramadığını, toplam 4 fatura nedeniyle 1.781.591.799.- Lira asıl alacağın, faiziyle beraber tahsili için başlattıkları takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının gönderdiği ihtarnamede yazılı miktarın ve ödeme süresinin davacıyı bağlayıcı bu sürenin sonundan itibaren takip tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte 3 fatura konusu alacağın 1.066.481.454.- Lira olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı taşıyanın, düzenlediği dört fatura toplamı 1.781.591.799.- Liranın davalı taşıtandan tahsili için başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan cari hesap ve fiyat uygulama sözleşmesinde" davacının hizmetleri karşılığı fatura ettiği ücretler, aşağıda belirtilen süre içerisinde ödenecektir. Ödemelerin anlaşılan süre içerisinde yapılmaması durumunda davacının yasal faiz işletme ve faturadaki indirimi iptal ekme hakkı saklıdır" hükmüne yer verilmiştir.
Davacının, gerçekleştirdiği taşıma işleri nedeniyle düzenlediği ve davalı tarafça itiraza uğramayan toplam 1.430.985.000.- Lira bedelli faturanın süresinde öden memesi üzerine 350.606.799.- Lira meblağlı indirim iptali faturasını düzenlediği ve bu faturanın da itiraza uğramadığı iddiasına, davalı vekili karşı çıkmamış, sadece davacıdan olan alacaklarının daha fazla olduğu savunmasıyla yetinmiş, faturaların tebliğ edilmediğini savunmamıştır. Davacı, bu dört faturanın toplamı olan 1.781.591.799.Liranın tahsili için takip başlatmış ise de, takipten önce 22.10.2002 tarihli ve cari hesap bakiyesi konulu ihtarnamede "3 fatura toplamı 1.430.985.000.- Liranın süresinde ödenmediğini, davalının alacağı olan 470.016.10.- Liranın mahsubu sonucu davalının 960.908.898.- Lira borcu kaldığını, bu meblağın 25.10.2002 tarihine kadar ödenmemesi halinde bu borcun faizi ile beraber tahsili için hukuki yola başvurulacağını, ayrıca indirimin iptal edilerek, cari hesabın kapatılacağını" aynı gün çekilen faks ile davalıya bildirilmiştir.
Davalı vekili, bu ihtarnamenin ulaşmadığını da savunmuştur. Hükme esas biri aslı ve ikisi ek olan bilirkişi raporlarında davacının usule uygun olan ticari defterlerinde 4 faturanın ve bunların toplamı 1.781.591.799.- Liranın kayıtlı olduğu, ancak 25.10.2002 tarihine kadar davalıya süre veren ihtarnamede yazılı meblağın, takip tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte toplam 1.006.481.454.- Liranın hüküm altına alınması gerektiği, indirim faturası olarak düzenlenen faturanın da defterde kayıtlı olduğu, ancak diğer üç fatura üzerinde indirimlere ilişkin açıklama ve rakamlandırma bulunmadığı görüşüne yer verilmiş ve bu son fatura hesaplamaya dahil edilememiştir.
Mahkemece de, bu raporlar doğrultusunda fatura meblağına hükmedilmemiştir. Oysa bu fatura üzerinde indirim faturası olduğunun yazılı olması, bu faturanın diğerlerinden ve ihtarnameden sonra düzenlenmesi, davalı vekilinin bu faturaya karşı bir savunmada bulunmaması karşısında, bu fatura meblağından da davalının hesaplatılacak faiziyle birlikte sorumlu tutulması gerekmektedir. Hüküm, bu yönden doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, TTK.'nun 93'ncü maddesi uyarınca hesap bakiyesinin yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren işlemiş faizin başlayacağına ilişkin ilke koyan bilirkişi raporu, bu yönden ilke olarak doğru olup, ihtarnamede faiziyle birlikte tahsil istenildiğinden, davacının davalıya atıfet süresi vermediğinin de kabulü gerekir. Bu itibarla ihtarnamede yazılı sürenin sonunda değil, ihtarnamenin davalıya ulaştığı 22.10.2002 tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizi hesabı yaptırılması gerekirken, ihtarnamede yazılı sürenin sonunu, faizin başlangıcı olarak alan raporun bu yönde hükme esas alınması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy