(1163 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.10.2003 tarih ve 2002/192-2003/96 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, asıl davasında üyesi bulunduğu davalı kooperatifin 13.05.2001 tarihinde yapılan genel kurulunda yakın akrabaların yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine seçildiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı bulunduğunu ileri sürerek seçime ilişkin kararın, birleştirilen davasında ise, 14.02.2002 tarihinde yapılan genel kurulun çağrı yapılmadan gerçekleştirildiğini iddia ederek alınan tüm kararların iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, akrabalık ilişkisinin nüfus kayıtlarıyla ispat edilebileceği, davacının tanık dinletme isteminin bu nedenle ret edildiği, davasını ispatlayamadığı, 14.4.2002 tarihli genel kurulun zaten yok sayılacağından iptaline karar verilmesinin veya yokluğunun tespitine ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, genel kurul kararların iptali istemlerine ilişkindir.
Davacı, asıl davasında davalı kooperatifin 13.5.2001 tarihinde yapılan genel kurulunda ana sözleşmeye aykırı şekilde yakın akraba kişilerin yönetim ve denetim kurullarına üye seçildiklerini ileri sürerek seçime ilişkin kararın iptalini istemiştir. Davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 53. maddesinde yönetim kurulu üyeliğine seçilme engelleri arasında üyeliğe seçileceklerin birbirleriyle ve denetleme kurulu üyeleriyle üçüncü dereceye kadar (Üçüncü derece dahil) akraba olmaması hali düzenlenmiştir. Anılan sözleşmenin 67. maddesinde de denetçilerin birbirleriyle ve yönetim kurulu üyeleriyle kan ve sıhri akraba olamayacakları öngörülmüştür. Davacının akrabalığın kanıtlanması bakımından tanık dinletme istemi, ispatın nüfus kayıtlarıyla mümkün olduğu gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Bilahare asıl davanın kanıtlanamadığından bahisle reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak, davaya davalı temsilcisi olarak katılan ve iptali talep edilen genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen O. Z. Ö., denetim kurulu üyeliğine seçilen R. B. P.'nın kendisinin eniştesi olduğunu açıklamıştır. Öte yandan, akrabalık ilişkisi tanıkla ispat edilebileceği gibi, mahkemece nüfus kayıtları getirtilerek değerlendirme yapılması da mümkündür. O halde, davacıya tanık dinletme imkanı sağlanıp, ana sözleşmeye aykırı şekilde akrabalık bulunduğu iddia edilen yönetim ve denetim kurulu üyeliğine seçilen kişilere ait nüfus bilgileri getirtilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle asıl davanın reddi yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy