(818 S. K. m. 106, 107, 249)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Fethiye Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.06.2001 tarih ve 2001/30 - 2001/340 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında müvekkilinin davalı Köy Muhtarlığı'nın açtığı ihaleye girdiğini, bir kısım yerleri pey sürerek kazandığını, buna istinaden kira akdi yapıldığını, kira akdi ile birlikte verilen geçici teminatın davalı tarafından nakde çevrilerek el konulduğunu, kendisine kiralananın teslim edilmediğini, sözleşmeye göre kira müddetinin mahallinde yapılan yer teslimi ile başlayacağını ileri sürerek, aktin feshi ile teminatın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği, davaya konu yerin ihaleye çıkarıldığını, davacının ihaleye katılarak bu yerlerin işletmesini aldığını, Bedri Uçar'ın sabıkalarından dolayı ihaleye katılmayan Halil Uçar ve Ekrem Uçar'ı temsilen ihaleye katıldığını, Bedri Uçar'ın yapılan ihtara rağmen noterde ihale sözleşmesi yapmadığından teminatının gelir kaydedildiğini, daha sonra sözleşmenin yapıldığını, mühürlü olan yerlerin mührünü kaldırttıklarını davacının faaliyetine başladığını, kira bedellerini ödemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay Yüksek 3. Hukuk Dairesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu davacının kiralananda kiracılık vasfıyla bulunmadığı sözleşme gereğince kiralananın mahallinde teslim yapılması gerektiği, önceki kiracının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin devam ettiği, davalının uyarıya rağmen taşınmazı teslim etmediği davacının akdi fesih yetkisi doğduğu, teminat bedelinin iadesi gerektiği kanaatine varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, kira konusu taşınmazın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi ve ödenen teminatın iadesi isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı Köy Tüzel Kişiliğinden kiraladığı taşınmazın kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek sözleşme gereğince yatırdığı teminat bedeli olan 1.910.000.000.-TL.nin iadesi ile birlikte kira akdinin feshini istemiştir. BK.nun 106 ncı maddesine göre karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte taraflardan biri mütemerrit olduğu takdirde diğeri borcun ifası için münasip bir mehil tayin edip mütemerrit akide bildirir ve bu mehil zarfında borç ifa edilmezse maddenin 2 nci fıkrasında yazılı seçimlik haklarından birini kullanabilir. BK.nun 107 nci maddesinin 3 ncü bendine göre sözleşmede edimin belirli bir vadede veya süre içinde ifası gerektiği öngörülmüş ise 106 ncı maddede yazılı mehil tayinine lüzum yoktur. Borçlar Kanunu'nun 249 ncu maddesine göre kiralayan kiralananı akitten maksut olan kullanmağa salih bir halde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında bu halde bulundurmak ile mükelleftir teslim borcunu yerine getirmeyen ya da kiralananı tahsis amacına uygun surette arzetmeyen kiraya verene karşı borçlu temerrüdü hükümleri uygulanabileceği gibi, geç teslimden dolayı bir zarar doğmuşsa bunun tazmini yoluna da gidilebilir.
Yukarıda açıklanan ilkelere göre, somut olayda 1.910.000.000.-TL teminatın davacı tarafından yatırıldığı, 08.07.1998 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin kurulduğu, mecurun teslimi için herhangi bir ihtar tebliğ edilmediği, geçici teminat mektubunun kesin teminat mektubu haline getirilerek sözleşme imzalandığı ve gerek ihale şartnamesinde gerekse kira sözleşmesinde kiralananın teslimi için kesin bir süre belirlenmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, öncelikle davalının mütemerrit duruma düşmüş olması için, BK.nun 106/ilk maddesi uyarınca kendisine bir mehil verilmesi, bu mehil sonunda edimini yerine getirmediği taktirde aynı maddenin son fıkrası uyarınca alacaklının kendisine tanınmış inşai hakları kullanabileceği düşünülmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy