(1086 S. K. m. 224, 225)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahkemesince verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil kooperatif ortağı bulunan davalının 17.07.1999 tarihli genel kurulda kararlaştırılan meblağı ödemediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin ikametgahının Osmaniye olması nedeniyle yetkili ve görevli mahkemenin Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, esasa ilişkin olarak da yetki itirazının karara bağlanmasından sonra beyanda bulunacaklarını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı kooperatifin merkezinin Mersin olması nedeniyle HUMK'nun 17. maddesi uyarınca mahkemenin yetkili olduğu davalının davacı kooperatifin üyesi bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacı kooperatif genel kurulunca kararlaştırılan katkı payının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali isteğe ilişkindir. HUMK'nun 224/11. maddesi hükmü gereğince, yetki ve işbölümü itirazı ilk itirazlardan olup "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu itirazın incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur. Yine, HUMK'un 225. maddesi hükmü uyarınca, mahkemece, yetki ve işbölümü itirazının reddine karar verilmiş ise, bir kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir.
Somut olayda da, süresinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunan davalı vekilinin bu itirazı, mahkemece davalı vekilinin hazır bulunmadığı 23.09.2003 tarihli oturumda reddedildiği halde bu ret kararı anılan vekile tebliğ edilmemiş, takip eden oturumda vekaletnamesi dahi bulunmayan başka bir vekil hazır bulunmuş, taraf teşkili bu şekilde sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Bu yanlışlık, savunma hakkım kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy