(6762 S. K. m. 58) (1086 S. K. m. 74, 455)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.10.2003 tarih ve 2000/881-2003/895 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi ve Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatını almadan LPG ikmal istasyonu faaliyetinde bulunduğunun tespit ettirildiğini, davalı şirketin mevzuata aykırı şekilde faaliyete devam etmesinin müvekkili şirketin iktisadi menfaatlerini zarara uğrattığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine ve fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla haksız rekabet sonucu uğranılan 1.000.000.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TSE'ye başvuruda bulunulduğunu, standartlara uygunluk yazısı alındığını, davalının satışında haksız rekabet unsurlarının olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, dava dilekçesinde yer almayan faiz talebinin iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı şirketin TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi almadan yaptığı çalışmaların davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının haksız rekabetinin önlenmesine,1.000.000.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren davalıdan alınmasına, davacının fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, haksız rekabetin men'i ve uğranılan maddi zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Haksız rekabet nedeniyle iktisadi menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimsenin açabileceği davalar TTK.'nun 58.maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddenin (d) bendinde zarar görenin, kusur mevcut olduğu takdirde zarar ve ziyanının tazminini isteyebileceği ve tazminat olarak hakimin haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına dahi hükmedebileceği düzenlenmiştir. Dava dilekçesinde tazmini talep edilen maddi zararın neye dayalı olarak hesaplandığı hususunda bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, bilirkişiler tarafından anılan madde hükmüne dayalı olarak yapılan hesaplama tarzını davacı taraf kabul etmiş bulunmasına göre, haksız rekabet nedeni ile davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin hesaplanması gerekmektedir. Bu itibarla, davalının haksız rekabeti nedeni ile elde ettiği gelirin tespitinde yaptığı giderlerin dikkate alınması, giderler düşüldükten sonra kalan miktarın davalının davacı zararına haksız olarak elde ettiği menfaat olarak kabulü gerekirken, giderler düşülmeden yapılan hesaplama sonucu davalının elde etmediği menfaatin de davacı zararı olarak hesabı doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunulmamıştır. Yargılama sırasında yapılan faiz istemi ise davalı tarafça kabul edilmemiştir. Bu durumda davacı tarafın ya ıslah yoluna başvurarak ya da ek dava açarak faiz isteminde bulunması gerekirdi. Davacı taraf bu yolların hiç birine gitmediğinden faiz isteminde bulunmadığı kabul edilerek, faize karar verilmemesi gerekirken, mahkemece maddi hata yapıldığı belirtilerek, tavzih yolu ile faize hükmedilmek suretiyle hem tavzih kurumunun özüne ve amacına, hem de HUMK.'nun 74.maddesine aykırı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bir hükmün hangi hallerde tavzihinin istenebileceği HUMK.'nun 455.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, tavzih yolu ile ancak müphem ve gayrivazıh olan veya mütenakız fıkralar içeren hükümlerin tavzihi yani açıklanması istenebilir. Mahkeme hükmü yalnız tavzih etmekle yetinir, yoksa hükmü tavzih yolu ile değiştiremez. Bu nedenle de mahkemece, özellikle hüküm kurmadığı bir konuda, hükümde unutmuş olduğu gerekçesiyle tavzih yolu ile karar verip, bu hususu hükme ekleyemez. Bu itibarla, mahkemece verilen faize ilişkin karar da usul ve yasaya aykırı olmakla, kararın bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy