(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.2003 tarih ve 2001/787-2003/838 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üst birliğe olan altyapı ve aidat katkı borcuna, davalının 229.250.000 lira katılım payı borcunu ödemediğini, başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini, % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı kooperatifin üyesi olduğu dava dışı üst birliğe olan altyapı ve aidat katkı payı borcuna, katılım payı borcunu ödemeyen kendi üyesi davalı aleyhine başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Takip konusu borç 12.11.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara dayanmakta olup, bu kararların iptal edildiği savunulmamış ve kanıtlanmamıştır. Bu toplantıda davacı kooperatiften istenen borcun kendi üyelerine yansıtılmasına karar verilmiştir. Yanıt dilekçesinde savunulan 31.05.1998 tarihli genel kurul kararı ile davacının dava dışı üst birlikten istifası kararı alınmış ise de, sonraki 12.11.2000 tarihli genel kurulda üst birliğe borcun bulunduğu benimsenmiş olup, bu karar iptal edilmediğine göre iç ilişkide tüm üyeleri bağlayıcı niteliktedir. Davacının dayandığı 24.12.1996 tarihli protokolde, davacı kooperatifin, beraberce yetkili iki temsilcisinden biri tek başına üst birliğe karşı taahhüt altına girmiş olup, temsil noktasındaki bu usulsüzlüğe 3'ncü kişiler dayanabilir ise de, iç ilişkide davacının üyesi davalının ödeme yapmaktan bu nedenle kaçınması mümkün değildir. Bu taahhütte yer alan borç iptal edilmeyen ve toplantı ve karar nisabı da bulunan 12.11. 2000 tarihli genel kurul kararı ile de esasen birliğe karşı da benimsenmiştir. Bir genel kurulda alınan kararın, sonraki tarihli genel kurulda kaldırılması, sadece 3. kişiler yönünden kazanılmış haklar saklı kalmak kaydı ile geçerli hukuki sonuçlar doğurabilmesine karşın, iç ilişkide üyeler bakımından böyle bir kazanılmış haktan söz edilemez. Kaldı ki, takip konusu borçlar, davacının istifa ettiği tarihten önceki dönemde doğan borçlara ilişkindir. Bu itibarla, davalının takip konusu borçtan ilke olarak sorumluluğu bulunduğunun mahkemece kabulü ile borç miktarı bakımından davanın esasına girilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davalının ilke olarak sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy