(2918 S. K. m. 12, 99/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.02.2004 tarih ve 2002/591-2004/116 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkillerinin eşi ve babası Mehmet'e 2/8 kusurla çarpması sonucu ölümüne neden olduğunu, şimdilik toplam 200.000.000 lira maddi tazminatın, 3.000.000.0001ira manevi tazminatın, ıslah dilekçesi ile 3.600.188.000 lira daha maddi tazminatın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, benimsenen bilirkişi raporuna göre, maddi tazminat için davanın kabulüne, manevi tazminat için sigorta hariç davanın kısmen kabulüne, olay tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan sigorta vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, haksız eyleme dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; bilinmeyen dönemdeki kazancın hesabı yapılırken en son bilinen yıllık kazançtan itibaren takip eden yılların yıllık %10 arttırılıp,%10 iskontoya tabi tutulması suretiyle her yıl için ayrı ayrı kazanç tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu ilkeye uyulmamıştır.
Bu durumda; mahkemece, konunun uzmanı başka bir bilirkişi ya da kurulundan yukarıda açıklanan ilkeye uygun, Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, destek tazminat miktarı saptanmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, destek tazminata ilişkin olarak eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, cenaze giderlerine ilişkin belirlenen 283.000.000 lira maddi tazminat miktarından, murisin 6/8 olan müterafik kusuru oranında indirim yapılması gerekirken, indirim yapılmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılardan sigorta, manevi tazminat isteminden sorumlu tutulmamış olup, bu isteme yönelik harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmaması gerekmektedir. Manevi tazminat istemine yönelik ekonomik ve sosyal durum araştırması için yapılan yazışmalarda masraf yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi; yapılmış ise bu masrafların ve manevi tazminat istemine ilişkin olarak ta dava açılırken alınan peşin karar ve ilam harcı bölümünün, mümeyyiz davalıya yüklenip yüklenmediği masraf dökümü içermeyen gerekçeli karardan anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, masraf dökümünün yapılmaması doğru olmadığı gibi, manevi tazminata ilişkin kabul edilen miktara göre de hesaplanan ve ilave edilen bakiye karar ve ilam harcı bölümü ile vekalet ücreti bölümünün mümeyyiz davalı sigortaya da yüklenmesi de doğru görülmemiştir.
3- 2918 sayılı KTK. nun 99/1 nci madde hükmü ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 12 nci madde hükmü uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut olayda, davalılardan sigortanın, davadan önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmemiş olup, dava ve ıslah dilekçesinde, olay tarihinden itibaren temerrüt faizi istenmiştir. Bu davalının, her iki dilekçede, dava edilen zarar miktarının tamamı için, bu hükümler çerçevesinde tespit edilecek aynı tarihte temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Mümeyyiz davalı vekilinin ıslah ile arttırılan bölüm için ıslah tarihinin, temerrüt faizine başlangıç alınması gerektiğine ilişkin temyiz itirazında isabet bulunmamaktadır. Dairemizin yerleşik uygulaması bu yöndedir. Bu itibarla, bu davalı bakımından her iki dilekçede, dava edilen zarar miktarı için temerrüt faizinin başlangıcı dava tarihi olarak hükmedilmesi gerekirken, bu tür davalarda ancak, sürücü ve malik olan diğer davalılar bakımından uygulama yeri olan olay tarihinin, maddi tazminata ilişkin hüküm yönünden bu davalı için de temerrüt faizine başlangıç alınması kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalılardan sigorta vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy