(6762 S. K. m. 1292) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Digor Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.02.2004 tarih ve 2003/17-2004/5 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tarlaları için dolu sigorta poliçesi düzenleyen davalının, dolu sebebiyle hem ana ürünün hem yan ürünün tamamen zarar görmesine rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek, 2.822.000.000 lira sigorta bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, dolu sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağına ilişkindir.
Tarım ürünleri Dolu Sigortası Genel Şartları'nın B.1.1-7. maddesine zarar eksperler tarafından takdir edilinceye kadar sigorta konusu hasarlı üzerinde hasarın saptanmasını güçleştirecek veya hasar miktarını artıracak nitelikte herhangi bir değişiklik yapmamak, ancak, biçilecek, toplanacak hale gelmiş ürünlerde sigorta şirketinin onayını almak kaydı ile ekspertizin yapılabilmesi için hasarlı tarla ve bahçelerin orta ve kenar taraflarından zararı doğru tespit etmeye yardım edecek örnek kısımlar ve parçalar olduğu gibi -biçilmeden, toplanmadan - bırakılarak hasada devam olunabilir hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda dosya kapsamına göre, 19.08.2000 günü meydana gelen rizikoyu, davacı poliçeyi düzenleyen acenteye 20.08.2002 günü ihbar etmiş, acenta bu ihtarı sigorta şirketine 16.09.2002 günü iletmiş, eksperler 17.09.2002 tarihinde olay yerine gelip inceleme yapmış ve bir hafta kadar önce saman elde etmek üzere tarlanın hasat edildiği, bir ay kadar önce dolu yağışı olduğu, tarlada ürün görülmediğinden, dolunun ürüne verdiği zarar oranının tespit edilemediği hususları tutanağa bağlanmıştır.
Bu durumda, davacı ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiş olup, olayın meydana geldiği Digor İlçesi Sorkunlu Köyü'nün coğrafi yönden iklim ve yöre koşulları, davacının tarlayı hayvanlardan uzun süre koruyabilmesindeki güçlük gözetildiğinde, eksperler gelinceye kadar örnek alanı korumasının davacıdan beklenmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.
Bu itibarla, TTK.nun 1292/son cümlesinde yazılı kusur halinin somut olayda gerçekleşmediğinin ve zarar miktarından bu nedenle bir indirim yapılması gerekmediğinin kabulü gerekir.
Öte yandan, tanık beyanları ve dosya kapsamı karşısında, tarladaki ürünün tamamen hasar gördüğünün kabulü gerekmekte olup, mahkemece, hükme esas bilirkişi raporuna bu yönden itibar edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ne var ki, hükme esas bilirkişi raporunda, hem tane, hem ot-saman yönünden hesaplama yapılarak tazminat miktarı belirlenmiştir. Oysa, Genel Şartlar'ın, Sigorta Bedelinin Kapsamı başlıklı A.2 maddesinde Sigorta bedeli, aksine hüküm yoksa ürünün değerlendirilebilen ana ürünü kapsar. Sigorta ettirenin isteği halinde yan ürünler (ancak, yan ürünler tek taşına sigorta edilemez.) ana ürünün belirlenen bir oranı dahilinde ve poliçede ayrı olarak belirtilmek kaydıyla sigorta bedeline eklenir. Çeşitli ürünlerde sigorta bedeli kapsamına giren ana ürün aşağıdaki kısımlardan oluşur. 2.1-Tarla ürünlerinde; a) Tahıllarda ve baklagillerde: tane hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, sadece buğday ve arpa ürünü için poliçe düzenlenmiş, yar ürün (ot-saman) poliçede ayrıca belirtilmemiş, dolu sigortalıları hasar ihbarı ve raporunda da ek ürün bölümleri işaretsiz bırakılmıştır.
Bu durumda, aynı bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, sadece tane yönünden zarar miktarının hesaplatılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, poliçelerde hasar halinde muafiyet öngörülmüş olup, davalının bu yönde savunması da olduğu halde, bu noktanın mahkemece tartışmasız bırakılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy