(818 S. K. m. 62, 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 2001/473 - 2004/91 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2005 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin tarımsal kredi borcundan dolayı davalı tarafından müvekkilleri aleyhine başlattığı iki icra takibine itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, davalı bankanın, davacıların kısmi ödemelerinden başka müvekkilleri hesabından tahsilat yaptığını, bu tahsilat sırasında davalı bankanın davacılar borcuna % 180'e varan oranda faiz uyguladığını ve bu nedenle müvekkillerinden fazla para alındığını ileri sürerek, şimdilik 1.200.000.000.-TL. nın faiziyle birlikte davalıdan istirdadını istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından değişik iş dosyasıyla verilen ihtiyati haciz kararına itiraz edilmişse de, ihtiyati haciz nedeniyle bloke edilen paranın ödenmesine muvafakat ederek, itiraz taleplerinden feragat ettiklerini ve kararın kesinleştiğini, icrai haczin kesinleştiğini ve muaccel hale gelen alacağın tahsil olunduğunu, takip ve faiz miktarına itirazda bulunmayan ve kesinleşen takip nedeniyle ödenen paranın istirdadının istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşmelerin 13 ncü maddesine göre günü geçmiş alacaklara uygulanan faiz oranının 28.02.2001 temerrüt tarihi itibariyle bankanın ilgili genelgesine göre % 70 olduğu, davacılar aleyhine birleştirilen iki icra dosyası üzerinden yapılan takip sonucu davalı bankanın 1.696.117.571.-TL fazla para tahsil ettiği gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak, 1.200.000.000.-TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davacı lehine uygulanan %70 temerrüt faiz oranının dava konusu kredi sözleşmesi hükümlerine uygun bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kredi sözleşmesine dayanılarak davalı tarafından fazla tahsil edilen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. BK.nun 62.maddesi hükmüne göre, borçlu olmadığı şeyi ihtiyari ile veren kimse, hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe, onu geri isteyemez. Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak, banka tarafından kaynakta kesilmek suretiyle tahsil edilmemiştir. Kredi sözleşmelerinden doğan alacağın tahsili amacıyla alacaklı (davalı) banka tarafından kredi borçluları (davacılar) hakkında 2001/1231 numaralı dosya ile başlattığı icra takibi sonrasında borçlular icra takibine itiraz etmiştir. Ancak, borçlular vekili Av. Ayten T. 30.05.2001 tarihinde itiraz ve haklarımız saklı kalmak ve devam etmek kaydıyla hacizli bulunan mevduatların alacaklı bankaya ödenmesine muvafakat ediyorum demesi üzerine, takip konusu borcun ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava konusu fazla ödenen bedelin nasıl ödendiği, rızai bir ödeme olup olmadığı, kısaca BK.nun 62. maddesi hükmü de dikkate alınarak, istirdat koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, BK.nun 84 ncü maddesi gereğince kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz alacağına mahsup edilmesi için, alacaklı tarafın bu yönde bir irade göstermiş olması gerekmektedir. Davacının fazla ödeneni istirdat talep hakkı bulunması halinde, davacı tarafından yapılan kısmi ödemeler konusunda davacının BK.nun 84 ncü maddesinde yazılı hakkını kullanıp kullanmadığı belirlenerek, buna göre davacı alacağının tespiti gerekirken, bu konuda bir araştırma yapılmadan karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy