(1086 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çayıralan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 2002/176-2004/28 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu ve kooperatife olan tüm borçlarını ödediğini, diğer davalının da müteahhit olup, yapmadığı işlerin dahi bedelini müvekkilinden istediğini ileri sürerek, davalı Ekrem S.'a 3.000.000.000 TL sı ile davalı kooperatife üyelik aidat ve genel borcunun bulunmadığı hususunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ekrem S., davacı ile arasında alacak ve borç ilişkisi bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıdan sadece davalı kooperatif tarafından 238.000.000 TL tutarında bir borç miktarının talep edildiği, dosyaya yansıyan bu miktar dışında menfi tespit davasına konu bir borcun bulunmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde görevli ve yetkili Çayıralan Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, davalılara borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde davalı kooperatife üyelik aidat ve genel borcu ile davalı Ekrem S.'a 3.000.000.000 TL sı borcunun bulunmadığı hususlarının tespitini istemiştir. HUMK'nun 2/1nci maddesi uyarınca, konusu para olan davalarda görevli mahkeme dava dilekçesindeki miktara göre belirlenir. Bu itibarla, miktar bakımından asliye hukuk mahkemesinin görevine giren bir davada yargılama sırasında kısmi feragat veya kısmi kabul gibi bir nedenle müddeabihin değeri azalıp, asliye hukuk mahkemesinin görev sınırı altına düşse bile dava asliye hukuk mahkemesinde görülmeye devam edilir. Bu husus, mahkemenin görevinin müddeabihin davanın açıldığı gündeki değerine göre belirleneceği kuralına uygun olduğu gibi, usul ekonomisine de uygun düşmektedir.
Somut davaya gelince; dava tarihi olan 23.09.2003 tarihi itibariyle borçlu olunmadığının tespiti istenen miktara göre,dava asliye hukuk mahkemesinin görev sınırı içindedir. Yargılama sırasında kısmi feragat veya kısmi kabul gibi müddeabihin değerini etkileyen taraf işlemleri gerçekleşmediği gibi, bu yönde yapılan işlemler olsa bile asliye hukuk mahkemesini görevsiz hale getirmeyeceği kabul edildiğinden, mahkemece yargılamaya devam edilerek ortaya çıkacak sonuca göre davacının istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy