(1163 S. K. m. 17)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2003 tarih ve 2002/1106 - 2003/1885 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin 27.04.2001 tarihli ihtarname ile istifa ederek üyelikten ayrıldığım, ödemelerinin iade edilmemesi üzerine yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve daya etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifin 06.05.2001 tarihli genel kurulunda ortaklıktan çıkan üyelerin geri ödemelerinin 1 yıl ile 3 yıl arasında yapılmasına ilişkin yönetim kuruluna yetki verildiği, ancak davalı tarafından bu yetkinin başından itibaren 3 yıl olarak kullanılamayacağı, aldığı her kararda bir yıllık erteleme yapabilmesi ve toplam sürenin üç yılı geçmemesi gerektiği, davacı aleyhine verilen erteleme kararı sonrası bir yıllık sürenin geçmiş olup, yeni bir karar da alınmadığı alacağın likit olduğu gerekçesiyle, itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren % 60 yasal faiz uygulanmasına ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının ödediği aidatların iadesi için başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17/1 nci maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, (aynı kanunun 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile) ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir. Öte yandan, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir ve bundan önce başlatılan bir takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davası, hakkın doğduğu tarihten sonra takip başlatılmak ve bundan sonra dava açılmak üzere reddedilir.
Somut olayda, davacı davalı kooperatife çekmiş olduğu 27.04.2001 tarihli ihtarname ile istifa etmiş olup, mahkemece, davalı kooperatifin 06.05.2001 tarihinde yapılan 2000 hesap yılı olağan genel kurul toplantısında ortaklıktan çıkan üyelerin geri ödemelerinin geciktirilmesine ilişkin yönetim kuruluna yetki verildiği, davalının bu yetkiyi başından itibaren 3 yıl olarak kullanamayacağı sonucuna varılarak, anılan genel kurul toplantısı esas alınmak suretiyle, bu hususta alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunup bulunmadığı dahi araştırılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının istifasının 2001 yılında gerçekleştiği gözetilmek, bu tarih itibariyle yıl sonunda yapılmış olan bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul kararı celb edilmek, takibin genel kurul tarihinden itibaren bir ay geçmeden önce başlatılmış olması halinde takibe dayalı işbu davanın erken açıldığından reddine karar verilmek, aksi halde davalı kooperatif bilanço ve kayıtları celb edilerek, davacıya iade edilmesi gereken miktar bilirkişiye hesaplatılmak, bilirkişi incelemesi sonucu iadelerin tutarı kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte görülmezse, genel kurulun geciktirmeye ilişkin bir kararı olsa bile uygulanmayacağı düşünülmek ve hesaplanan miktara hükmedilmek, kooperatifin varlığı tehlikeye düşürecek ise ve geciktirilen süre dolmadan takibe geçilmiş olması halinde muaccel olmayan bir alacağın ödenmesi için başlatılmış bir takip söz konusu olacağından böyle bir takibe dayalı işbu itirazın iptali davasının reddine karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy