(4721 S. K. m. 598)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.12.2003 tarih ve 2001/1284-2003/1052 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2005 günde davacı avukatı Raife Doğan gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, muris Mustafa'nın ilk eşinden çocuğu olduğunu, murisin sağlığında ve yaşamının son günlerindeki önemli rahatsızlığından yararlanan 2.eşinden olma çocukları davalıların, murisin rahatsızlığından istifade ederek iki adet şirketteki muris paylarını %10'a kadar düşürerek müvekkilinin mirastan pay almasını engellemeye alıştıklarını, nitekim davalıların talebiyle verilen veraset ilamında müvekkilinin mirasçı olarak gösterilmediğini ve verasetin bu nedenle iptal edildiği gibi, muvazaaya dayalı tasarrufların da mahkemece iptal edildiğini ileri sürerek, Nuralp Kauçuk A.Ş. ile Öznuralp Kauçuk A.Ş.deki müvekkil payının hesaplanıp davalılar hissesinin o oranda iptali ile müvekkilinin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, aynı konuda açılmış bir davada kesin hüküm bulunduğunu, murisin sağlığında 1996 yılında %62.10.luk payının %22.10.luk kısmını gerçek devir bedeli karşılığında sattığını, sermaye artırımının yatırım için alınan teşvik belgesinin şartı olarak yapıldığını ve murisin rüçhan hakkı kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının bu davaya konu ettiği taleplerinin İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nin 1999/308 esas 2000/930 karar sayılı kesinleşen ilamı ile dava konusu edilip kesin hüküm halini aldığı gerekçesiyle, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, murisin sağlığında, dava dışı iki anonim şirketteki paylarının, davacının mirastan pay almasını engellemek amacıyla usulsüz işlemlerle düşürüldüğü iddiasına dayalı olarak açılmış murisin gerçek pay tutarının tespiti ve veraset belgesinde gösterilen oranda davacının payının belirlenip o oranda davalılarca elde tutulan payların iptali istemine ilişkindir. Mahkemece aynı konuda açılmış ve kesinleşmiş karar bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Ancak eldeki dosya içinde bulunan kesinleşmiş karara ait dosya incelendiğinde, o davanın konusunu, önce davalılarca çıkartılan ve davacının paydaş gösterilmediği veraset belgesine dayanılarak oluşturulmuş payların iptali ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle ilk dava, hatalı veraset belgesine dayalı pay intikallerinin iptali ile ilgilidir ve mahkemece murisin ölümü tarihinde dava dışı şirketlerde kayden görünen pay tutarı esas alınarak hüküm kurulmuştur. Oysa eldeki davanın konusu, murisin ölümünden önce dava dışı anonim şirketlerde ölüm tarihinde gösterilenden daha fazla pay sahibi olduğu iddiasına dayalıdır. O halde her iki davanın konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Mahkemece dava dışı şirketlerin tüm ortaklarının davada taraf olduğu gözetilerek ayrıca şirketler hakkında da dava açılmasına gerek olmaksızın işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermek gerekir iken, kesin hüküm nedeniyle davanın reddedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy