(1086 S. K. m. 224, 225) (1163 S. K. m. 27)
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 2003/927-2004/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil kooperatif ortağı bulunan davalının 17.07.1999 tarihli genel kurulda kararlaştırılan meblağı ödemediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yetkili mahkemenin Yahyalı Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı kooperatifin üyesi olmadığını,istemin zamanaşımına uğradığı gibi fahiş olduğunu savunarak, yetki ve esas yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının halen davacının kooperatifin üyesi olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1 - Dava, davacı kooperatif genel kurulunca kararlaştırılan katkı payının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
HUMK.nun 224/II'nci maddesi hükmü gereğince, yetki ve işbölümü itirazı ilk itirazlardan olup "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki İtirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının bu İtirazın incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur. Yine, HUMK.nun 225'inci maddesi hükmü uyarınca, mahkemece, yetki ve işbölümü itirazının reddine karar verilmiş ise, bir kararın, oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir. Somut olaya gelince, davalı süresinde gönderdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş olup mahkemece, bu itiraz hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş, taraf teşkili bu şekilde sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Oysa bu yanlışlık, savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy